İnsanların, krallıkların, şehirlerin ve kasabaların başına gelen bütün felaketler, ani ölümler, deniz faciaları ve çöküşler, kısacası, zarar ziyan diye adlandırılan bütün kötülükler, yüce Tanrı'nın elinden ve onun isteğiyle gelir. Hatalardan kaynaklanan kötülükler ve zararlar ise kendimizden kaynaklanır. Tanrı hata yaptırmaz. Bundan şu sonuç çıkar ki, biz günahın yaratıcılarıyız. Biz onu kendi niyetimizle, sözümüzle ve eylemimizle yaparız. Tanrı ise az önce de söylemiş olduğum gibi, sadece bunun olmasına müsaade eder.
Bu, nesneleri adlandırmak zorunda kaldığımız, kendi isimlerini duymaktan kaynaklanan kirliliği hafifleten dolambaçlı söz ve yollarla söylemek daha kötüymüş gibi, onları kendi adlarıyla anmanın da aşağılık ve kötü bir şey olmadığını söylemek kişinin kendi hatasıdır.
Bazı hikâyelerde kendiliğinden bir tatlılık vardır. Bazılarında ise bu tatlılık, onu anlatış tarzından gelir. Demek istiyorum ki bazı hikâyeler, girizgâhlar ve süslemeler olmadan, oldukları gibi güzeldir, bazıları ise tasvirlerle süslenip, el yüz hareketleriyle canlandırılıp, sesini de değiştirmek koşuluyla bir hiçken bir hikâye olur, etkisiz ve cılızken keskin ve hoş bir hâle gelirler.