Hayatın amacı kendine varmaktır. Oysa herşeye yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan. Her yeri, her şeyi keşfeder ama kendine kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz. Rumi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlar duygularını dönüştüremezler; insan ırkının başka insanların kendisini sevmesini sağlamayı ne kadar önemsediği düşünüldüğünde bu, hayli ilginç bir gerçektir. Bunun nedeni başkalarının bizi sevdiğini düşündüğümüzde kendimize sevgiyi hissetme izni vermemizdir. Bu bir akıl oyunudur: kendimize içimizde zaten var olanı hissetme izni vermek için kendimiz dışında herkese bel bağladığımız bir oyun.
felsefenin en önemli sorusunun şu olduğu ve soruyu da Leibniz'in Fransızca olarak ortaya attığı söylenir. Şöyle demiş Leibniz:... "Niçin hiçbir şey olmayabileceği halde bir şey var?" Pekala hiçbir şey olmayabilirdi; ama bir şey var! Bu var olan şey, eğer bizim dünyada bulunuşumuz ise, bizim yerküre üzerinde mekanı dolduruşumuz ise bu harikulade bir şey!
Duygusal olaylara nesnel bir yorum getirerek tepki verme sorumluluğundan kaçınma, daha çok aydın kişiler arasında görülür. Çünkü, düşünce ve mantık, çağdaş insanın duygusal yaşantıların olumsuz etkilerine karşı geliştirdiği etkili bir korunma aracı durumuna gelmiştir. Günümüzde çoğu aydın, bir araya geldiklerinde duygularını yaşayacakları yerde, soyut kavram tartışmaları aracılığıyla ilişki kurma eğilimi göstermekteler. Bunun sonucu bazen bir insanın duygu ve düşünceleri arasındaki kopukluk öyle boyutlara ulaşabilir ki, kişinin savunduğu düşüncelerle duygusal tepkileri arasında önemli çelişkiler ortaya çıkabilir.
Duygusal dünyasını yalıtmış kişi bir insandan hoşlansa da bunu belli edecek tepkiler veremez. Getireceği acıyı çok yoğun yaşayacağından kabul edilmeme olasılığını göze alamaz. Ancak bu korkularının bilincinde olmadığı için, durumu abartılmış gurur sistemi içinde değerlendirir ve karşı taraftan bir adım atılmadıkça bir insana yaklaşmayı kendisine yakıştıramaz. Bu nedenle, çoğu kez kendisini kabul eden ya da kabul eder görünen insanlarla ilişki kurabilir. Bir diğer deyişle, incinmekten korunabilmek için seçmez, seçilir.