Mehmet İNANIR

"İster kazanç, ister suçunu cezasız atlatmak için olsun, insanın sorumluluktan kurtulmasına kesinlikle imkân yoktur. "Bu sebeple insanoğlunun dünyada başvurduğu en boş, en umutsuz, en aptalça iş sorumluluktan kaçmaya çabalamasıdır. Çünkü sorumluluktan kaçması, insanın kendine ve topluma karşı işleyebileceği en sefil suçtur. "Dünyada yalnız sorumluluktur ki, hiçbir şart altında insan onu kavrayamadığını ileri süremez. Çünkü namuslu insanda bunun, şuuru olmasa bile sezgisi mutlaka vardır. "Bütün toplumsal ve kişisel alçaklıklar insanları sorumsuzluğa alıştırmakla başlar, sorumsuzlukta tutmakla sürdürülür. "Sorumluluklarımızdan kaçıp kurtulmaya çabaladığımız sıralarda bütün kalleşlik gücümüzü kullanırız ki...”
Sayfa 284·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dünyada sormaktan başka ödevi var mıdır insanoğlunun? Hayır, yoktur. Çünkü bulmaktan başka ödevi yoktur. Bulamadığımızdan sorarız. Sen buldun mu her şeyi? Bütün soruların karşılığını buldun mu kafanda? Bu karşılıklar yeterli mi sonuna kadar? "Dünyada' dedin?" "Evet, 'Ruhlar Dünyası...' Ruhlar dünyasının kapılarını zorluyoruz biz... Bu zorlamada yenilgiyi peşin peşin kabullenmek var... Yiğitliği de burdadır bunun... Hiçbir şeyi ele geçiremeyeceğimizi bilerek zorluyoruz..." "Hiçbir şeyi ele geçiremeyeceğinizi bilerek mi? Anlamadım. "Elbette... Yaşayanlar için Ruhlar Dünyasında hiçbir şey yoktur ki, kazanmamız söz konusu olabilsin. Güldün, çünkü 'Saçma' dedin! Saçmadır evet! Saçmalayabildiği ölçüde aşar insanoğlu kendisini..." "Nereye doğru?" "Gerçeğe... Saçma en sağlam gerçektir, aslına bakarsan."
Sayfa 179·Kitabı okudu
'Her zengin senin istediğin işi göremez,' dediydi. Dediydi ki, 'Milli zenginin adı, burjuvadır. Batı'da derebeyliğin içinde yetişir bu hayvan... Bundan önce de tarihte zengin vardır, ama hiçbiri burjuva değildir. Hele Doğu'dakiler hiç değildir,' dediydi. Anlattıydı burjuvanın özelliğini... İşe yatırırmış eline geçeni, son meteliğine kadar... Gerçekten hürlük istermiş ki pazardaki rakipleriyle boğuşmaya girişip hepsini ortadan kaldırsın! 'Sizinkilerde burjuva çekirdeği yoktur, olamaz da hiç,' dediydi, bu sebeple bunlar sırtlarında devlet dayanağını aralıksız duymak isterler, bunlar tekel isterler. Yani isterler ki, devlet her işi bunların yerine yapsın, bütün tehlikeleri ortadan kaldırsın, zararlarını da gerektiğinde yüklensin! Bunlara salt, kürekle para toplamak kalsın... Topladıklarını yeniden yatırmayı da kendilerinden hiç kimse istemesin. Kazansınlar, kazandıklarını saklasınlar, taşa toprağa gömsünler, hatta yabancı ülkeler bankalarına kaçırsınlar. Devleti bırak, kendi kendilerine destek olamaz bunlar...
Sayfa 113·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Kabadayılarımızın silahşorlükte kalanlarını gördük, görüyoruz. Vaktiyle kabadayıca ölüp gidenler olmuşsa, sırtını iktidara dayadığını bildiginden bunu becermiştir. Kabadayılarımızın bir kısmını zengin etmek politikamızın da iki amacı vardı. Biri, Türk işadamı yetiştirip önemli iş alanlarını Hıristiyan azınlıkların elinden almak, Türkleştirmek; ikincisi, zenginlik yaman silahtır. Bu yaman silahı bizimkilerin, yani bizim kabadayıların elinde toplayıp kötüsü gelirse yararlanmak... Pavlus gâvurunu bildin mi?"
Sayfa 113·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
"Vatan millet lafı edenler var. Mübadil mallarını bölüşüyorlarmış kodamanlar... Musul parayla satılmış... Olmaz diyen Lazistan mebusu Şükrü Bey, Topal Osman gibi bir rezile boğdurulmuş... Hile katılmış son seçimlere... Bununla yetinmeyip Terakkiperver Parti kapatılmış. Şeyh Sait ayaklanmasını bahane edip söz hürriyetini, yazı hürriyetini ortadan kaldıran Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılmış... Gazeteciler İstiklal Mahkemesi'ne verilmiş kanunsuz... Niyetleri terör yoluyla diktatörlükmüş... Yaşanmaz hale gelmiş memleket... Oysa, cephelerde İttihatçı subayların gayretiyle, cephe gerisinde Ittihatçı memurların, İttihatçı eşrafın gücüyle kazanılmış zafer...
Sayfa 63·Kitabı okudu
Hayata Dair