Kim uysal bir çocukluk yaşamış ki, herkesi çocukluğuna götüren Zeze. Ben galiba senden daha çok yaramazlık bir çocukluk yaşadım ve senden daha da çok dayak yemişim. Yaramazlıklarım yüzünden babam beni çok döverdi. İnsan bazen kötülük yapıyım derken, iyilik yaptığının farkında olmuyor, bazen de iyilik yapıyım derken, kötülük yaptığın farkında olmuyor. Bizim doğup büyüdüğümüz coğrafyadaki evlerin üstü toprak damlı evlerdi. Kışın yağan yağmur, kar bizim için romantik bir hava yaratmıyordu, tam tersi ızdırap oluyordu. Yağmur, kar yağdığı zaman, damın üstüne iyi bakmamız gerekti. Sonra damın üstündeki büyük loğla bir o başa, bir bu başa gidip gelirdik, toprağın daha sıkı olması için. Akşam gene çok yağmur yağmıştı. Erken kalkıp ben damın bakımını yaptım. Loğu gezdirdiğimizde de evin içinde sanki helikopter uçuyormuş gibi oluyordu. Babam daha yatıyordu, kasten onu rahatsız edebilmem için, sürekli onun yattığı odanın üstünde gidip gelirdim. Bu sefer diğer odaların üstünde çok gitmediğim için, sürekli altta damlama oluyordu. Babamın hiç olmuyordu. Yani kötülük yapıyım derken, iyilik yapıyordum, sonradan daha da büyünce anladım. Ablam çok çiçek severdi, bir gün saksıya sarmaşık ekmişti, nasıl aklıma geldiyse gittim iki tane danaburnunu çıkardım toprağın altından ve saksının içine koydum. Onlarda taze kök düşmanı ya bulduğunu kurutuyor. Aradan üç gün geçti ablam baktı sarmaşıkları kuruyor. İyice kabarık toprağa baktı ve gördü danaburnuları. Gidip babama demesin mi, geldi bir kolumu tuttu ve kıçıma var gücüyle tekme vurmaya başladı. İnsan bir tekme vurur bırakır. Beni bırakmadı, sayısız bir şekilde tekme attı. Artık o kadar vurdu ki, ayak başparmağı yerinden çıktı ve anca acıyı kendinde hissedince bıraktı. Ve böyle devam etti günler. Yazsak hayatımızı; yüz tane Zeze çıkar.
Fikrimce bu romanın kahramanı Ahmet değil, Memo'dur. Hayatını kurtaran adama kızkançlık besleyip, Gülbahar'ı bırakıp gitmek hiç yakışık kalmamış Ağrı Dağı'nın zirvesine ateş yakmış adama.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
Her zaman savaşa karşı olmaya devam edelim. Savaş hiçbir zaman kazanım elde etmez. Yaralı anneler, eşler, çocuklar bırakır geride. Hiçbir toprak bir annenin evladından daha değerli değildir, geri getirmez hiçbir zafer ölenleri. Bir annenin vatanı sadece evlatlarıdır. Ahh Tolgonay ana, insanlar hâlâ savaş peşinde, acının ne olduğunu bilmeden savaş naraları atıyorlar. Anneler, eşler, çocuklar hâlâ da aynı acıları çekiyor. Oysa ki sen demiştin; bari ben, oğlunun yolunu böyle gözleyen anaların sonuncusu olsam...Tolgonay ana, hiç kimseye kalmayacak dünya malı için, soğuk savaş hâlâ devam ediyor.
Türlerin Kökeni diye aldım, baştan sonuna kadar araştırmadaki düşünceyi tersliyor. Sonuç'suz hep eleştirme var.
Efendim; neden solucan-yılan olmuyor?:)
Doğuda pepuk'un hikayesini bilmeyen yoktur. Lakin bu denli bir anlatımda hiç görmedim. Harika bir kitap olmuş. Gönümüz coğrafyasında yaşanılanları da çok güzel anlatmış, hiç görmeden eleştirili ve önyargılı davrananlar çok malesef.
"Bazen insanın içinde kinle büyüttüğü bir durumu, o durumun hayatından gerçek bir parçası olarak çıkıyor karşısına."