Başlangıçta; “böyle düşünmemeliyim.“ Ya da “böyle yapmamalıyım.“ Diye inanıp tepki gösterdiklerimi, bu inancımın gücü engellemeye yetmemişse, her düşünce ya da davranış tekrarında alışma yolunda bir adım daha atmış olurum. Böylece alışkanlıkların giderek bana tanıdık ve sempatik gelmeye başlar. Hatta zamanla onları sever ve benimsedim. Bu durumda artık ben teorik olarak; “evet şunlar şunlar değişmeli…“ Desem de görüyorum ki hemen ardından; “fakat şu sebeple ben öyle davranmaya başladım.“ Gibi açıklama cümleleri sabırsızlanıyor, ağzından çıkmak için.
Akıllılık bir vasıftır. Belirtileri ile kendini ortaya çıkarır ve bir işleyişin mimarıdır. Akıllı olduğu bilinen insanlara akıl danışılır. Çoğunlukla başkalarının göremediğini görmek, bir işi yaparken ya da çözüm üretirken başka alternatifleri de devreye sokmak, hadiselere farklı pencerelerden bakmak, alışılmışın dışında fikir üretmek ve uzağı görerek hareket etmek; akıllılarda görülen vasıflardan bazılarıdır. Genel olarak da bir insana “o akıllı” dendiğinde, kârını zararını bilen, nerede nasıl hareket edeceğini kestirebilen, dengeli ve stratejik davranan biri kastedilir.