BÜLBÜL
III. Dünya savaşının konuşulduğu bugünlerde, savaşın acımasızlığını tekrar hatırlatan bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
İki kız kardeşin gözünde II. Dünya savaşı; Viaan ve Isabelle.
Tarih katliamlar, savaşlar bitmek bilmeyen ölümler ve savaşın yüzüne şahit insanlarla dolu. Ya savaşın içinde yaşayanlar, İşte onların dünyalarını anlamamıza, hissetmemize biraz bile olsa o insanların dünyalarına girebilmemize yardımcı olan bu sayfalardır. Ve bu yüzden bu kitaplar çok değerlidir.
Bülbül I. Dünya Savaşı'ndan sonra birbirinden kopmuş bir ailenin hikayesi ile başlar. Babaları tarafından terkedilen iki kız kardeş sevilmek ve önemsenmek istemişlerdi.
Isabelle ve Viaan bu isteklerini farklı şekillerde dışa vurmuşlardı. Viaan sevgiyi arayışı sevdiği adamda bulabilmişken Isabelle bu arayışının peşinden gitmeye devam etmişti.Isabelle de değerli olduğunu hissetmek, sarmalanıp sevilmeyi istemişti. Asıl onu bir kahraman da yapan bu arayıştı. Bu onu cesur kılmıştı. Ve bu arayış Hitler'in bitmek bilmeyen hırsları yüzünden patlak veren II. Dünya savaşında bir amaca dönüşmüştü.
Ve o amaçın peşinden sürüklenirken savaşın onlara getirdiği gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalmışlardı.
Bir mücadeleydi Fransa için bu bir yeniden doğuştu. Onların düşünceleri, doğruları, hisleri etrafında şekillenen bu kitap savaşın insanlardan ne kadar çok şey çaldığını gösteriyordu. Yarım kalmış aşklar, kırgınlıklar dile getirilmemiş sözler ve özlemler. Yaşamlar yarım kalmıştı. Savaş bedenlerini paramparça etmişti. Hitler'in öfkesi onlarında hayatlarından çalmıştı