Bunlar böyle olsa da, bu böyle gitmez! Soru(n) dolu koordinatlarda iş gene, gerçeklerin inatçı olduğundan, halkların mücadele birliğinden yana olan radikal sosyalistlere, yurtseverlere, emekçilere düşüyor. Bunun ne anlama geldiğini K. Marx, 1850 Mart'ında formüle etmişti; nakledelim: "İşçiler kendi nihai zaferlerine en büyük katkıyı kendileri yapmak zorundadırlar: Kendi sınıf çıkarlarını öğrenmekle, kendi bağımsız politik tavırlarını hiç gecikmeksizin benimsemekle, demokratik küçük burjuvazinin ikiyüzlü cümlelerine kanmaktan kaçınarak proletaryanın bağımsız olarak örgütlenmiş partisinin gerekliliğinden bir an bile kuşku duymamakla. Savaş naraları şu olmalıdır: Sürekli Devrim!"
"Sürekli Devrim!" şiarından kopmadan, devrimci geçiş taleplerini öne sürerken Lenin'in, hâlâ geçerliliğini koruyan önermesi anımsanmalıdır: "Biz, kapitalist düzende proletarya için en iyi devlet biçimi olarak demokratik cumhuriyetten yanayız; ama en demokratik burjuva cumhuriyetinde bile halkın payına düşenin ücretli kölelikten başka bir şey olmadığını unutmaya asla hakkımız yoktur. Kaldı ki, her devlet, ezilen sınıfın bastırılması için özel bir güçtür. Dolayısıyla, hiç bir devlet, ne 'özgür'dür, ne de 'halkın devleti'dir." (V.İ. Lenin)