2 saatte okuyup bitirdiğim, bittiğine üzüldüğüm, satranç tahtasında ki hamleleri hayal ederek aynı heyecanı hissettiğim, Czentovic karakterinin uyuşukluğundan dolayı gıcık olduğum yalın bir dille anlatılmış güzel bir eser...
"Bir insan yaşamadığı duyguları ne kadar anlatabilir ?" sorusuna cevap olarak yazılmış bir kitap. Baş karakterin ruh halini en ince ayrıntısına kadar hissettirmiş olması yazarın büyüklüğü hakkında en ufak bir soru bırakmıyor. Eserin büyüklüğü ise onun eleştirilmesine engel değil ve benim bu konuda ki eleştirim kitabın sonunda ki boşluk hissi veren derin incelemedir. Sanki hikaye yarım kalmış ve tamamlanması gerektirdiği hissiyle bitirilmeden "hadi sonunu da sen hayal et " denilmiş... Yine de 10 puanı hak ediyor.
Kitapla birlikte Ömer Hayyam'ın dünyasına küçük bir adım attığımı düşünüyorum. Sadece küçük bir adım... Zira muhakkak öyle derin ve manalı bir dünyası var ki ulaşmak için çok düşünmek çok okumak gerek...
"Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle."
Bir kadın ne kadar güçlü olur,ne kadar cesur...? Hepsini tek bir kitapta bulmak mümkünmüş. Her kadının muhakkak okuması gereken hem ders verici hem de örnek alıcı detaylara sahip muazzam Canan Tan eseri...
Hemen hemen tüm kitaplarını okuduğum yazarın en sevdiğim kitabı diyebilirim. Romantik,duygusal ve entrikalarla dolu bir kitap. Romanın geçtiği mekanın da sevmem de etkisi olduğunu düşünüyorum.