Bugün soğuk bir haber çarptı içime.
Ve aklım… o ana gitti, Onur.
Senin haberini aldığım o sabaha.
Aynı soğuk, aynı sessizlik…
Sanki bu acı bana ikinci kez verildi,
ama ben yine ilk kez yanmış gibi yandım.
Zaman garip…
Bazı anları hiç eskitemiyor.
Okul harçlığımı çıkarmak için çektiğim düğünlerden birinde,
makinenin lensi bozulmuştu.
Hatırlıyor musun?
Hiç düşünmeden uzatmıştın elini:
“Al benimkini kullan, bana artık lazım değil,” demiştin.
İnsan bazen bir eşya vermez,
bir parça kendinden bırakır.
Bir de hep o cümlen çınlıyor içimde:
“Bacı, artık şu okulu bitir de,
senaryo yazarken yardımcı lazım.”
Az kalmıştı, Onur…
Gerçekten az kalmıştı.
O gün işe giderken aldım haberini.
Bir an…
Zihnim durmuş sandım.
Dünya, olması gerektiği gibi dönmemeye başladı.
Hayallerimiz vardı bizim.
Bir film çekecektik.
Kendi hikâyemizi, kendi gözümüzden anlatacaktık.
Şimdi soruyorum sana—