"Hakiki ilim ise, kişinin Allah'a karşı saygısını, korkusunu ve ümidini arttırır. Böylece onunla günahları arasında engel oluşturur. Ancak insanoğlunun zaman zaman işlemekten kurtulamadıkları hatalar bunun dışındadır. Bu durum imanın zayıflığına delalet etmez. Mümin elbette sınanır ama sürekli tevbe halindedir. Günahta ısrar etmekten ve ayak diremekten uzak durur."
San'atla ibadetin her ikisine de muhtacız; ibadete san'atın kapısından girilir. Esasen o bir ilâhi sanattır: İçimizde derinleşme ve derunîleşme san'atı. İçine huzur ve teslimiyetle kapanmasını bilen insanın her hâli ibadettir.
İsrail'e sövmek, işgalin kötülüğünden söz etmek, yaşanan dramları ortaya dökmek en kolayı. Müslümanlar olarak zihnimizi çalıştırmamız gereken nokta şu: Kudüs'e layık mıyız? Ona, hep eleştirdiğimiz diğerlerinden farklı olarak, şanına yaraşır şekilde muamele edebilecek miyiz? Bunun için ne yapmalıyız? Hazırlıklarımız var mı? Nesillerimiz bu bilinçte mi? Kudüs'ü tanıyor muyuz? Üzerinde çalışıyor muyuz?