On dokuzuncu yüzyıl kadar geç bir dönemde bile kadınlara anonimliği dayatan, namus algısının kalıntılarıydı. Yazılarının da gösterdiği gibi hepsi içsel bir kavganın kurbanları olan Currer Bell, George Eliot, George Sand, erkek ismi kullanarak başarısız bir biçimde kendilerini gizlemeye çalışmıştı. Böylece diğer cinsiyet tarafından yerleştirilmese bile en azından açıkça desteklenen (kendisi hakkında çok konuşulan bir adam olan Pericles, kadının esas zaferinin haklarında konuşulmaması olduğunu söylemişti), kadınların ünlenmesinin nefret edilecek bir şey olduğunu savunan geleneğe biat ettiler.