"Dudaklarım dokunur dokunmaz bardağın içindeki bitiveriyor. Bütün yaşam hikayemiz bu işte!'' dedi. ''Hem varım, hemde vardım demek imkansız; paranın hem el değiştirmesi hemde cebinizde kalmasının mümkün olmaması gibi... Yoksa yaşam, olduğundan da güzel olurdu.
Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır ?
Aydın olmak, modaya uygun elbise ve şapka giymek ,kolalı gömlekle dolaşmak değildir. Aydın, toplum ve ulusun başı ve başındaki beyni sayılır .Ulus, sizi iyi bir öğrenim gördükten sonra iyi bir maaş alasınız, akşamları kahvelerde kağıt yada domino masasının başına geçip eğlenesiniz diye okumamıştır. Bunu böyle yapanlar, gerçek aydınlar değildir. Onlar aydınların yok oluşudur