Emine Kibar

Emine Kibar
@_1_2_3
Jan pederewski
Bir zamanlar Polonyanın en ünlü piyanist ve bestecisiydi.Hemde Chopin ve Hayden'i en iyi yorumlayanlardan biri...Sonra diplomat oldu.Daha doğrusu siyasete girdi ve Polonyanın başbakanlığın seçildi.Birgün başbakan olarak Fransa gezisi sırasında Paris üniversitesinde müzik bölümünde okuyan bir genç yanına gelip;"Siz o ünlü piyanist Jan Pederewski değil misiniz? Diye sordu.Pederewski; evet o benim diye yanıtladı.Şaşıram genç; _Yaa öyle mi ne büyük bir düşüş..!diyerek kinayeli bir cevap verir. Pederewski gencin bu sözünü hayatı boyunca kendine dert edinir. Birgün halkla konuşurken şunları söyler; piyanonun tuşuna hükmetmek devlete hükmetmekten zormuş meğer! Başbakan iken ırmak geçemeyen yere köprü vadedersiniz ve herkes inanır.Halkı kandırarak devlete hükmedebilirsiniz,ama 7 oktavlı bir piyanoda fa sesine basıp bu do 'sesidir diye yutturamazsınız.Notalar sizi gerçeğe ,yalnızca gerçeğe matamatiksel ölçüye tartıya, armoniye, melodiye doğru sesi vermek için doğru tuşa basmaya mecbur eder.Kısaca müzik sizi sahtelikten kurtarır der ve istifa eder. Atatürk,"efendiler her şey olabilirsiniz; milletvekili,başbakan hatta cumhurbaşkanı fakat asla sanatcı olamazsınız"sözünü boşuna söylemedi..[siyah palet]
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sonuçta, gücü elinde bulunduran insanların çoğunluğa göre hareket etmeleri, bunun haklı olduğunu ya da azınlığa göre adaletli olduğunu göstermez. Sadece bu insanların güçlü olduklarını gösterir. Ne var ki, çoğunluğun yürüttüğü bir yönetim hiç bir şekilde, insanların anladığı şekilde, adalete dayalı olmaz. Sayfa:10
Şair Friedrich Schiller Kant'in düşüncelerini geliştirip sanatçının yaptığı işin bir oyuna benzediğini ve insanında ancak oyun oynadığında özgür olduğunu,çünkü o zaman kendi yasalarını ortaya koyduğunu söylemişti.Romantikler sadece sanatın bizi dile getirilmeyene yaklaştırabileceğine inanıyordu. "Çünkü Tanrı nasıl dünyayı yaratmıssa ,sanatçı da kendi gerçekliğini yaratır."
Sayfa 393
Demiryolunun iki yanında göz alabildiğine uzanan gölgeli muz ağaçlarını görmedi.Gringoların beyaz evlerini, toz ve sıcaktan kurumuş bahçelerini, teraslarda oturup iskambil oynayan şortlu,mavi, çizgili gömlekli kadınları görmedi.Tozlu yollardaki hevenk hevenk muz yüklü kağnı arabalarını görmedi......Mauricio Babilonia,nın sarı kelebeklerinin uçuştuğu yerlerde ,bir araya sıkışmış, sefalet içindeki işçi kulubelerini ,kulübelerin önlerinde oturaklara oturmuş, yemyeşil benizli ,bakımsız çocukları ve tren geçerken bağırarak sevgiler yağdıran karnı burnunda kadınları görmedi...
Sayfa 328
Edebiyat
Sevgili Hilde! insan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk.Sevgiler ,Baban
Sayfa 378 - pan Yayıncılık 1994
Felsefe