Cahit

Cahit
“ebede meb’us”  “Üslûbunuz kimliğinizdir”  “Üslûbun çürükse; anlattığın çiçek, gül değildir”  #175020303 #166318487
Yoldaki Mühendis
İstanbul
261 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Haritanın en beyaz noktasına kan düştü... Nurullah Genç
Cahit
Kaç kitap kaç cilt ile anlatılabilir bu...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İhsan Şenocak hocamıza yapılan muamele hatırıma geliyor. Nasıl yalnız bırakıldı, nasıl yedirildi İslam'a kin güdenlere... İşte aynısı, kürsülerde hakikati haykıran bir başka hocaya yapılıyor. #halilkonakçıyalnızdeğildir
Din
Cahit
Kirli pis dillerini camilere de uzatmaya başladılar. İstiyorlar ki hakkı söylemeyelim. Korkak bazı hocalar gibi onların huzuru kaçmasın diye hakikati haykırmayalım. Allah nurunu tamamlayacaktır onlar istemese de.
Dünyevi şeylerin getirdiği can sıkıntısı ile birlikte metroya bindim tekerlekli sandalye de belden aşağısı olmayan birini gördüm ne çok utandım kendimden derdimden. Allah'ım şükretmeyen kul olmaktan sana sığınırım. Biz aciz kullarına merhamet et.
Cahit
Bir zât, bir bîçareyi, bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrı ayrı birer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor. O mütenevvi hediyelere karşı ondan teşekkür ve minnetdarlık istediği halde; o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğü hediyeleri unutup veyahud hiçe sayıp şükretmeyerek yukarıya bakar. Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım, ne için o dağ gibi veyahud öteki minare gibi çok yüksek değil deyip şekvaya başlarsa, ne kadar bir küfran-ı nimettir, bir haksızlıktır. Öyle de: Bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp, yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı ârızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû'-i ihtiyarıyla veya sû'-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahud eli yetişmediği için şekva etmek, sabırsızlık göstermek, aman ne yaptım böyle başıma geldi diye rububiyet-i İlahiyeyi tenkid etmek gibi bir halet; maddî hastalıktan daha musibetli, manevî bir hastalıktır. Lem'alar
"Tevekkeltü alallah" der, sefine-i hayatta kemal-i emniyetle hâdisatın dağlarvari dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlak'ın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra saadet-i ebediyeye girmek için Cennet'e uçabilir.
Cahit
Netice olarak; "Kadere iman eden kederden emin olur."