İnsanların birbirlerinden durup dururken nefret etme- lerinin ayıp olduğuna şehrimiz bekçilerinin inanmaları gerekiyorsa, Tanriların Tanrılarla savaştıklarını, birbirle- rine tuzak kurup boğuştuklarını söylememeli; gerçekten olmuş şeyler de değil bunlar... Daha kötüsü, devletin savaş masallarının, Tanrlarla kahramanların yakınlarına, dostlarına karşı sayisız ve çeşit çeşit düşmanliklarının anlatılması. Biz, bekçilerimizi bir şehirlinin bir şehirliye kin beslemediğine, nefretin, kinin günah olduğuna inandırmak istiyorsak, çocuklara daha küçükten, bambaşka şeyler anlatmalıyz. Şairler de verilen öğütlere uygun masallar düzmeye zorlanmali. Hera'nin oglu tarafindan zincire vurulduğunu, Hephaistos'un anasını dayaktan korumak isterken babasının eliyle gökten firlatılmasıni, Homeros un Tannlar savaşı diye anlattıklarıni şehrimizde söyletmemeli. Ister açik, ister gizli kapaklı olsun, bütün bu masallar uzak kalsın şehrimizden. Çünkü çocuk açığı, gizli kapaklıyı ayırt edemez. Bu yaşta duyduklarımız da, akıldan çikmaz, oldu-ğu gibi kalır. işte bunun için de, çocukların ilk duyduklan sözlerin, iyilk yolunu gösterecek güzel masallar olmasına çok önem vermeliyiz.