Tanrı her zaman için yöneticilerin bir müttefiki durumundadır. Daima gerçek kişilerden oluşan yöneticiler bir eleştiriye maruz kaldıklarında arkalarını Tanrı'ya dayayabilirler. Zira Tanrı gerçek şahıs olmama özelliğiyle eleştiriyi sadece küçümseyerek ve otoritesini kullanarak egemen sınıfın otoritesini teyit etmektedir.
Bu çocuksu esaretin yarattığı psikolojik durumda sosyal istikrarın en önemli garantilerinden biri yatmaktadır. Bunların pek çoğu kendilerini çocukluklarında yaşadıkları aynı durumda bulmaktadır, babaları karşısında çaresiz bir durumdadırlar, aynı mekanizmalar o zamanki gibi şimdi de işlemektedir. Psişik durum seçkinler tarafından alınan bir dizi önemli ve karmaşık önlemler sonucunda oluşturulmaktadır. Bu önlemlerin amacı kitlelerin çocuksu psişik bağımlılıklarını sürdürerek ve güçlendirerek onların bilinçaltlarında bir baba portresini empoze etmektir.
Bu amaca ulaşmanın en önemli yollarından biri de dindir. Görevi halk adına başka bir psişik bağımlılığı engellemek, onları entelektüel açıdan korkutmak ve onları yetkililer karşısında sosyal olarak gereken ölçüde çocuksu bir şekilde uysallaştırmaktır. Aynı zamanda önemli başka bir fonksiyonu bulunmaktadır, kitlelere belirli bir miktarda tatmin sağlayarak onları itaat eden bir oğul pozisyonunda tutacak şekilde hoşgörü göstermekte ve bu durumlarını değiştirip isyankâr bir oğla dönüştürme girişimlerini engellemektedir.
Birçok kişi, sürekli olarak, bir ve aynı dünyanın kesin etkisi altında kalır. Tek bir nesne kişinin tüm duygularını öyle güçlü biçimde etkiler ki, kişi, bu nesneyi, var olmadığı zaman bile var sanır. Bu durum, söz konusu kişi uyanıkken ortaya çıkarsa, onun deli olduğuna inanılır... Ama parayı ve malı mülkü düşünen açgözlü, yalnızca ünlü olmayı düşünen hırslı deli sayılmaz, yalnızca can sıkıcı birisi sayılır, böyle kişiler genellikle ayıplanır. Ama somut olarak açgözlülük, hırs vb. çoğunlukla "hastalık" sayılmamakla birlikte, delilik biçimleridir
(Baruch Spinoza)
On yedinci yüzyıldan günümüze dek gerçekleşen değişme, Spinoza'nın "genellikle ayıplandığı"nı söylediği tutumun bugün ayıplanmak şöyle dursun övgüyle karşılanması gerçeğinde açıklık kazanmaktadır.
Çağcıl toplumun yönünü çizenler kokuşmuşluğu özendirirken gençlerin, yoksulların ve umutsuzların kokuşmuşluk eğilimine kapılmamaları nasıl beklenebilir?
Gaz odalarında gerçekleştirilen kitlesel öldürmeler yüksek düzeyde bir teknik gelişkinlik gerektirmemesine karşın, Yahudilerin Naziler tarafından topluca katledilmeleri bile bir üretim süreci gibi