OLMAK" VE "ŞİMDİ"
Emeklilik tabiatta olmayan ve bizim icat ettiğimiz bir şeydir, biliyorsunuz. İnsanlar aslında mecburiyetler doğrultusunda bulundukları, sırf maddi karşılığı
Sistemimiz, ihtiyaçlarına uyan insanları oluşturmak zorundadır; sorunsuzca iş birliği yapacak çok sayıda insan yaratmalıdır; daha çok tüketmek isteyen insanlar; zevkleri standartlaştırılmış ve kolayca öngörülüp, etkilenebilen insanlar yaratmalıdır. Kendilerini özgür ve bağımsız hisseden, bir otorite ya da vicdani ilkeye bağlı olmayan ama yine de kendilerinden bekleneni yapmak ve toplumsal makinenin sorunsuzca işleyen bir parçası olabilmek için buyruk almaya istekli insanlara ihtiyacı vardır; güç uygulamadan yönlendirilebilecek, lidersiz yönetilebilecek, amaç olmadan -iyi olanı yapma, hareket halinde olma, ilerleme amacı hariç- harekete geçirilebilecek insanlara gerek duyar. Üretim, neyin üretileceğini insanların gerçek ihtiyaçlarının belirlemesi ilkesinden çok, sermaye yatırımının kâr getirmesi şartı ilkesiyle yönlendirilir. Radyo, televizyon, kitaplar ve ilaçlar dahil her şey kâr ilkesine bağlı olduğu için insanlar, çoğunlukla ruhları ve bazen bedenleri için de zehirli olabilen tüketim tipine yönlendirilirler.
Radyo, televizyon ve gazete sayesinde yaygın bir iletişim sistemi kurduk. Yine de insanlar siyasi ve toplumsal gerçekler hakkında bilgilendirilmekten çok yanlış bilgilendiriliyorlar ve beyinleri yıkanıyor. Aslında fikirlerimizde ve görüşlerimizde bir dereceye kadar tekdüzelik var, bu eğer korku nedeniyle ya da siyasi baskı sonucu olsaydı kolay açıklanabilirdi. İşin aslı, sistemimiz tam olarak karşıt olma hakkı ve fikirlerin çeşitliliği ilkesine dayandığı halde herkes "gönüllü" olarak aynı fikirdedir.