Bu dünyada u/mutsuz bir yaşam sürmek için yaratılmadın.
Umutsuzluk halbuki çok uzaktadır.
Farazidir. Gelecek ile örtülüdür.
Neden zor olanı seçiyorsun ki?
Geleceğe dair planlar insanı hüsrana uğratır.
Neden sana uzak olana bel bağlıyorsun?
Mutluluk tohumları senin içinde. Şimdide.
Bırak filizlensin. Ve sadece izle.
Filizlerin içinde koca bir ormana dönüşüşüne şahit ol.
Onu reddetme. Kabullenmekten korkma. Umut hep bakidir.
Üzülme, kaybetmedin onu. Sadece onu yaşamayı unuttun.
Kendini seçmeyi yeğledin sadece. Kendini unut.
İçinde filizlenip koca bir ormana dönüşen yerde yola koyul.
Kaybol. Kendini kaybet ki mutluluğu bulasın.
Gelecekten kurtul ki asıl kendini bulasın.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanların hayatlarını kolaylaştıran her şeyi azar azar ihtiyarlığa, 'zamanı gelince olur'a ertelediğini fark etti. Sanki gün gelir insanın gerçekten vakti olabilirmiş gibi, sanki insan hep ayalini kurduğu mutluluk dolu barışa, hayatının son anında kavuşabilecekmiş gibi. Ama aslında barış yoktur. Belki zafer de yoktur.
Öyle Bakma Çünkü...
Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
dünyaya,
hayret, hasret ve biraz da
bayat bayram şekeri kederiyle bakan,
aklı canbaz,yanağı al,
sesi çilek aroması
bir çocuk oturuyor
gözlerinde...
“Senin de beni sevmeni elbette çok isterim. Belki de inanmayacaksın ama sevmesen de olur. Çünkü yıllardır, sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki ben seninle onları aştım; inan, var olman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük nimet benim için…
Ve şunu bil ki bu sevgime, asla, birçok kişinin yaptığı gibi yetersizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum. Eğer öyle olsaydı, yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.
Oysa seni, bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum…”