Bir Kutu Kitap’ın ekim ayı Büyü kutusuna ait bir seçkiydi Gece Uçuşu. Exupery’nin meşhur eseri Küçük Prens’i bilmeyen yoktur. Burada farklı bir hikaye okuyoruz. Güney Amerika’dan Avrupa’ya ilk yapılan gece uçuşlarından, havayolu kargo şirketinin bir uçuşu anlatılıyor. Uçağa binerken bile tedirgin olanlar vardır ki, bu uçuşları organize etmek, pilotluk bence en zor mesleklerden biri. Yazar gerçekte de bir savaş pilotuymuş. Pilotluk vs ile ilgili olanlar için güzel bir eser olabilir. Bana pek hitap etmedi açıkçası. Okumasaydım da olurmuş diye düşündürdü bana.
Ayrıca Kutu Yayınları 1.baskısı dolayısıyla mı bilemiyorum çok fazla yazım hatası vardı. 10-11 olmuştur dikkatimi çeken. Umarım sonraki baskılarda bu hatalar giderilir.
Youtube kanalım : youtube.com/user/ayseum
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
Küçük Prens sayesinde neredeyse herkesin tanıdığı yazarımız da gece uçuşlarıyla posta taşıması yapan bir pilotmuş. Arjantin’de daha sonra yöneticilik yöneticilik pozisyonuna getirilmiş. Bu kitapta bir anlamda bu şehirdeki görevinin anlatımıymış.
Kitabımızda Güney Amerika’dan Avrupa’ya yapılan gece uçuşlarıyla kargo taşınıyor. Biz de bu uçuşlardan kötü geçen birini okuyoruz.
Pilotlara korkusuz olmayı aşılamaya çalışan disiplinli müdür Riviere, ana karakterlerimizden birisi. İşler yolunda gitmese bile işini yapmaya devam edecek kadar disiplinli. Cesur pilotlarından birisi gece uçuşunda fırtınaya yakalanıyor.
Akıcı, sade bir anlatımı var. Kısacık da bir kitap zaten. Küçük Prens’tekine benzer bir üslup burada da söz konusu. Göreve bağlılığı, sorumluluğu fazla ciddiye alan insanları anlatan hoş bir kitap.
Tavsiye ederim.
Karşımızda uçma tutkusu olan bir yazar var ve bu yazarın böyle bir kitap yazmamış olması seneler seneler sonra bile düşündürücü olurdu. Antonie de Saint-Exupery... Askeriyede aldığı uçuş eğitimleri sayasinde tutkusunu gerçekleştiriyor ve uçağının Marsilya açıklarına düşmesi sonucunda ölüm onu yakalıyor. Bu uçuşlarda kazandığı maceralar ve hayal gücü ile dünyanın en güzel kitaplarıyla buluşturuyor bizleri.
Gece Uçuşu; yeryüzü ve gökyüzü olarak ikiye ayırır dünyamızı. Posta pilotu Fabien bu iki dünya arasinda postalarını yetistirmeye çalışır. Yerdeyken gökyüzünü, gökyüzünde iken de yeryüzünü özler durur. Gece bekçimizin her zaman tek isteği var postaların zamanında ulaşması. Hava şartları, gökyüzündeki savaşlar engel olmamalı postaların ulaşmasına. Pilot bir yol bulup o postayı katı kurallar gereği yerine ulaştırmalı. Gökyüzü... dünyadaki kurallara sahip olmayan bir yer. Bu yerde pilotlar yeryüzündeki bekleyenlerini düşünür.
Kitap bittiğinde yüreğime acınası bir yorgunluk oturdu. Sahi yazarın kitabı boyunca anlatmak istediği insan hayatı bizler için ne kadar önemliydi ya da bizim hayatımız başkaları için... Sipariş verdiğimizde, vaktinde gelmeyen siparişler için bazı zamanlar karşı tarafın hangi zorluklarla karşılaştığıni düşünmeden sabırsızca davranmamız insanligimizin kaçıncı boyutu.
Önemli olan siparişlerimiz mi insan hayatı mi? Kitap bunun cevabını vermese de size bunu düşündürüyor zaten yazarımızın stili bu. Doğruları kendin bulmalısın. Bu kitabı okumalısınız. Yazarın tüm kitaplarını okumalısınız. Bizlere oyle güzel dersler veriyor ki her yazımında. Ancak önce yazarın hayatını öğrenmeden geçmemelisiniz.
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
Adapte olamadım bir türlü fransız edebiyatı bana göre degil sanirim ya da okumak için yanlış bir zaman. Küçük prenste de böyle olmustum herkes cok begenmis demek ki olağanüstü bir seyler vardir dedim beklentim cok yüksekti sanırım olmadi. Olmayınca olmuyor.
Küçük Prens’in yazarından başka bir kitap okumak heyecanlandırmıştı beni. Ama gelin görün ki Küçük Prens ile bu kitap arasında dağlar kadar fark var. Bir ara aynı yazar olduğundan bile şüphe ettim. Kısacık bir kitap olmasına rağmen bitirmekte zorlandım.
Eserlerinden birinin çok ses getirdiği yazarların, bir diğer eserinin o kadar büyük ilgiyle karşılanmadığı olabiliyor ama sanıyorum benim beklentiyi yüksek tutmam kitabı bu kadar eksik görmeme neden oldu. Bana kalırsa okunacak çok daha güzel kitaplar varken ‘okunsa da olur okunmasa da’ türünden kitaplarla vakit öldürmeyin. Keyifli okumalar diliyorum.
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
"Eğer bir müzisyenin uykusuzlukları ona güzel yapıtlar kazandırıyorsa, bunlar en güzel uykusuzluklardır."
"İnsanlar zavallı şeylerdir, onlar da yaratılır. Ya da kötülük onlara geçtiğinde bir kenara atılır."
96 sayfalık bir roman. Yazarımız zaten Küçük Prens'ten bildiğimiz sayın Exupéry. Benim dalgınlığımdan mıydı, çeviri mi yetersizdi tam anlayamadığım bir sebepten 60 lı sayfalara gelene kadar olaya dahil olamadım maalesef. Aslında sonrasında kendini hızlıca okutan bir hale büründü. Bence yazardan ziyade yayınevi ve çevirmende bir takım sıkıntılar vardı. Bu da benim acizane bir yorumum. Yazım hataları fazlaydı bu da benim açımdan biraz rahatsız ediciydi. Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry #kutuyayınları
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
exupery'nin okuduğum ikinci kitabı. küçük prens ile seri olarak aldım. iki solukta biten kitaptan pek hoşlanmadım
elimde üç kitabı daha mevcut, bakalım onlar neler anlatıyor:)
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
Şili, Paraguay ve Patagonya’dan havalanan üç posta uçağının hedefi, Buenos Aires’teki havalimanıdır. Gece Uçuşlarının ustası olan bu üç pilottan birisi olan Fabien için işler pek iyi gitmez. Olayın geçtiği o tek bir gece de kocasını bekleyen bir kadının, pilotların ,işine gönülden bağlı şef Riviére ve havalimanı çalışanlarının yaşadıkları serüvene ve iç dünyalarına konuk oluyor okur..
Yazarın 1931'de yazdığı bu eseri kendi hayatından da izler taşımaktadır, 1929'da Arjantin'de hava postacılığı yaparken ,gece ucuşlarında yaşadığı korku, heyecan ve hissettiği dolu dizgin duyguları kitabındaki pilot karakterler üzerinde de işlediğini görebiliyoruz.
Ayrıca kitap Femina Ödülü’nü kazanır. Aynı adla 1933 yılında sinemaya aktarılır.
Yazarın hayattaki en büyük tutkusu pilotlukmuş. Bu sebeple birçok kaza geçirmiş fakat yine de vazgeçmemiş.
Annesinin isteği üzerine tutkusundan vazgeçtiği dönemlerdeki mektuplarında
mutsuzluğu bariz bir şekilde görülüyor. Hikayedeki gerçeklik payı ve
kitapta ki Fabien karakteri ile yıllar sonra hemen hemen aynı kaderi yaşaması ise beni gerçekten etkiledi.
Kitabı değerlendirecek olursam eğer,kısa ve okuması keyifli duygusal bir hikaye, özellikle ağır kitaplardan sonra çok iyi geleceğini düşünüyorum. Yazarın üslubu kesinlikle okuru yormaz.
Tavsiyemdir
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
“İnsan hayatından kıymetli bir şey yoksa bile biz her zaman bundan daha kıymetli bir şey varmış gibi davranıyoruz.” Sistemin işlemesi, kusursuz olma, görevin tamamlanması, aksaklık çıkmaması için yapılanlar, göze alınanlar anlatılıyor Gece Uçuşu’nda. Gecenin karanlığında yol alan posta uçakları, o uçaklardaki hayatlar, kararlar... Her biri bir çarkın dişlisiymiş gibi görünen pilotların hayatına tanıklık ediyoruz.
Eğer bir müzisyenin uykusuzlukları ona güzel yapıtlar kazandırıyorsa, bunlar en güzel uykusuzluklardır, diyerek insani olan tarafını, duygularını, vicdanını rafa kaldırmaya çalışıyor kahramanımız Rivière.
Bir amaç uğruna ne kadar ileri gidilebilir? Nasıl karar verilir? Adil olmak kaybettiriyorsa adaleti göz ardı etmek mi gerekir? Antoine de Saint-Exupéry hayatın gerçekliğini şiirsel bir dille aktarıyor.
Ben okurken çok keyif aldım. Bir solukta bitti diyebilirim. Tavsiyedir
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Kutu Yayınları · 20193,251 okunma
Antoine Marie Jean-Baptiste Roger, comte de Saint Exupéry (29 Haziran 1900 - 31 Temmuz 1944), Fransız pilot, yazar ve şairdir. Özellikle "Küçük Prens" (Le Petit Prince) isimli eseriyle ünlenmiştir. Yaşamı Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Kardeşi François'in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts'ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris'te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı. 1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası'nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır. Paris'te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus'ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir Bedevi tarafından bulundular. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya'nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry'ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa'nın yenilgisi üzerine ABD'yi gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York'ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük Prens'i de bu dönemde yazdı. Savaşın getirdiği yıkımın ortasında dünyaya bir umut mesajı vermek istiyordu. Bunu Küçük Prens'te bir çocuğun gözüyle yapmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika'ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti. Yine böyle bir keşif uçuşu sırasında 31 Temmuz 1944'te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu.