1931 yılında Femina Ödülü almış Antoine de Saint Exupery romanı. Yazar tanıdık gelmiş olabilir, Küçük Prens'in yaratıcısı olan yazar bu eserinde de ince mesajlar eşliğinde kısa bir olay örgüsü ortaya koymuş. Ölüm ve yaşam arasında geçen gece uçuşunun macerası üç pilotun belirli bir hedefe uçuşu ile başlar ve ne yazık ki uçaklardan biri fırtınalı, karanlıklarla örtülü, korkulu bir uçuşla geceye devam eder. Her karakterden özel olarak bahseden yazar, uçmak ve yaşamak arasında geçen olayları bizlere sunuyor. Yalnız, dikkatli okunmadığında çok bir şey anlaşılmasa da içindeki mesajlar çok kıymetli. Satırları ince ayrıntılarına kadar düşünerek özümseyerek okuyunca hem daha keyifli hem de daha verimli... Tavsiye edilir, gerçekten hakkını verecek olana...
Bu kitap da aynı yazarın insanların Dünyası kitabı gibi uçak ve uçma deneyimini temel alan bir kitaptı. İlgisi olan okumalı yoksa benim gibi sıkılabilirsiniz.
En büyük tutkusu uçmak olan bir yazardan bahsediyoruz, Antoine de Saint-Exupery’den. Daha küçük yaşlarda içine düşen uçmak sevdasına ailesinin karşı gelmesi sonucu bir süreliğine gem vuran yazar, askerde aldığı uçuş eğitimi ile birlikte içindeki tutkunun peşinden sürükleniyor. Hatta ömür boyu dinmeyen uçmak tutkusu yazarın ölümüne de neden oluyor. ABD ordusunda yüzbaşı rütbeli yazarın uçağı 31 Temmuz 1944’te Marsilya açıklarına düşüyor. Fakat ölüm onu bulmadan evvel ömrüne birçok uçuş ve bu uçuşlar sayesinde gelişen hayal dünyasıyla birçok eser sığdırıyor. 1929 yılında pilotluğun ve uçuşun meyvelerini “Güney Postası” isimli ilk eserine dönüştürüyor. 1931’de yayımlanan “Gece Uçuşu” romanı Femina Ödülü’ne layık görülüyor. Avrupa’da savaş yılları devam ederken yazdığı “İnsanların Dünyası” isimli eseriyle Fransız Akademisi Roman Büyük Ödülü’nü kazanıyor. Ve son olarak da tüm dünyanın onu tanımasını sağlayan eseri olan “Küçük Prens”i 1943 yılında okurlarıyla buluşturuyor.
Gökyüzündeki yıldızların arasında edebi dünya kuran bir yazar Antoine de Saint-Exupery ve zifiri karanlık gökyüzünde ışığı arayan bir hikâye, Gece Uçuşu.
Muhammed Atakur
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/gece-u...
Gecelerime güzelllik katan , yeni hayatlar . Küçük prensin yazarından yine harika bir kitap okudum . Küçük prensin yeri ayri olsa da bu kitapta harikaydi . Bu kitap ile tanışmama vesile olan Tuğba saraç öncelikle teşekkür ederim . Tavsiyesi üzerine aldığım hiçbir kitap ile mutsuz vedalasmadim.
" adil ile adil olmayanin arasında hiçbir fark yoktu " .
Her bir karakteri incelikle işlediği kitabında ,gecenin tüm güzelliği ve ürkütücü karanlığıyla boy gösterdiği ,ölümle yaşam arasinda gezinen gece uçuşu 'nun odağında uçmakla yaşamak arasındaki tutkulu bir iliski vardı .
Bir tek gecede yaşanan olaylardan yola çıkarak, insanın doğayla mücadelesini, ölüme karşı duruşunu, amacına ulaşabilmek için göze aldıklarını destansı bir biçimde anlatan unutulmayacak bir romandi . Kısa olmasıyla kolay okunmasi, ağır kitapların arkasına okunabilecek kısa bir mola olabilir. Kader bellidir , gidilecek yollar bizimdir ,diyerek sözlerime son veriyorum . Esenlikle kalin "
Yaşadıklarını yazan birçok yazara tanık olmuşsunuzdur, peki ya yazdıklarını yaşayan birine denk geldiniz mi daha önce? İleri görüşlülüğün bu kadarı fazla değil mi? Orada durun işte! Söz konusu Exupery ise hiçbir şey fazla değil. Küçük Prens'ten biliyoruz birçoğumuz. Ne çok şey sığdırdı birkaç sayfa ile değil mi yüreğimize?
"Bu insanlar mutlu çünkü sevdikleri işi yapıyorlar."
Sevdiğiniz işi yapabiliyor musunuz?
Çok az insan buna evet der sanırım.
Hep bir engel çıkar, ya aile ya ardı arkası kesilmeyen sınavlar. Antoine de Saint-Exupéry, pilot olmak istemektedir, daha çocuk yaşta evden kaçıp uçakları izlemeye gider, lakin ailesinin buna gönlü yoktur, denizcilik okur. Hatta bir süre "kamyon satıcılığı" yapar ama başarılı olamaz. Ruhunda kanatları olanı yerlere sığdıramazsın. Pilotluk eğitimi alır ve uçmaya başlar, uçmaya ve bu hayatta biriktirdikleri ile yazmaya. Çok değil 44 yıl yaşar ama ne eserler sığar o yıllara dünyanın severek okuyacağı... Hayallerin peşinden gitmek için geç kalmamıştır. O hayalleri onun sonu olacak olsa da: "... bir keşif uçuşu sırasında, 31 Temmuz 1944'te Marsilya açıklarında denize düşer. Uçağının enkazı ise, 2000 yılında balıkçılar tarafından bulunur."
"Kendimi içinden çıkılması zor, büyük bir boşluğun dibindeymiş gibi hissediyordum."
Eser, Arjantin'deki yaşamını anlatıyor. Posta servisi yapan bir uçağın pilotu, Arjantin bölge sorumlusu. Küçük Prens gibi dünyaca okunmuş, sevilmiş bir kitaptan sonra bu kitabı okuyorsanız eğer haliyle beklenti öyle yüksek oluyor ki ruhunuzda hâlâ doyması gereken açlıklar olduğunu hissediyorsunuz okumanız bitince. Oysaki verdiği mesajlar itibariyle okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Gece uçuşları, kalkışı yapıp inemeyen, gidip dönemeyen uçaklar, geride bekleyen aileleri... Derin izler, anlamlı benzetmeler vardı: "Ben, hasta bir
Gece Uçuşu, insanın görev duygusu ile korkuları arasındaki ince çizgiyi derinden ifade ediyor. Roman, gece uçuşu yapan pilotların tehlikelerle dolu yolculuklarını anlatırken aslında insanın sorumluluk, cesaret ve fedakârlık kavramlarıyla yüzleşmesini gözler önüne seriyor. Özellikle Riviere’in disiplinli ve katı tutumu ile pilotların hayatları arasında kurulan denge, cesaret ve fedakarlık kavramını kolayca belirtiyor.
Kitap boyunca sadece bir uçuş hikâyesi okumadım; aynı zamanda insanın sınırlarını zorlayan bir mücadeleye tanık oldum. Pilotların karanlıkta, belirsizlik içinde ilerleyişi bana hayatın zorluklarıyla mücadele etmeyi hatırlattı. En çok hoşuma giden yönlerden biri ise eserde geçen anlamlı ve derin cümleler oldu. Okurken birçok cümlenin kalbimde iz bıraktığını fark ettim; bu da kitabı benim için daha özel kıldı. Gece Uçuşu, kısa olmasına rağmen etkisi güçlü, düşündüren ve duygusal yönüyle kalbe iz bırakan bir eserdi.
Temalar:
Sorumluluk ve görev bilinci
Cesaret ve fedakârlık
İnsan ve doğa mücadelesi
Disiplin ve kararlılık
Korku ve belirsizlik
Hayatın anlamı ve mücadele
Her ilk gibi ilk gece uçuşu da unutulmaz... İlkleri unutulmaz yapan ilk olmaları değil lokomotif görevi görmeleridir. Devamı gelmeyen ilk, bir önem arzetmez. Unutulmayı geç, hatırlanmaz bile. Devamının gelebilmesi için de alınan kararın arkasında istikrarlı bir şekilde durmak vardır.
Bir havayolu posta şirketinde çalışan Fabien, ilk gece uçuşunu gerçekleşmek için kokpite geçer. Olaylar bundan sonra patlak verir.
Yatırım tavsiyesidir.
Küçük Prens’i okuduğum için bu kitaba da bir şans vermek istedim. Açıkçası ortada kaldığım bir kitap oldu; ne çok sarsıldım ne de kayıtsız kaldım. Ama bittiğinde zihnimde sessiz bir iz bıraktığını fark ettim.
Gece Uçuşu, gökyüzünü romantikleştirmiyor. Aksine, pilotların “havalı” görünen mesleklerinin arkasındaki yalnızlığı, sorumluluğu ve cesareti gösteriyor. Fırtınalar, karanlık, belirsizlik… Özellikle gece uçuşlarının taşıdığı risk ve psikolojik baskı çok gerçekçi bir şekilde hissettiriliyor. Biz yerdeyken konforu yaşarken, birilerinin gökyüzünde hayatla mücadele ettiğini fark ediyorsunuz.
Bu kitapla kendi hayatımdan bir anıyı da özdeşleştirdim. 1 Ocak’ta Van’dan Antalya’ya yaptığım uçuş dört saat rötarlıydı ve o gün birçok uçuş iptal edilmişti. Türbülansın yoğun olduğu bir yolculuktu ama pilotumuz büyük bir sakinlikle ve güvenle bizi Antalya’ya indirdi. O an, kokpitteki görünmeyen cesareti düşündüm. Eğer uçak olmasaydı 1433 kilometrelik yolu belki de hiç gitmeyecektim. Sevdiğim bir dosta kavuşmam, o güzel anılar… Hepsi bir pilotun sorumluluk bilinci ve cesareti sayesinde mümkün oldu.
Belki de kitabı sevmemin nedeni biraz buydu. Kendi anımla kesiştiği için.
Uzun soluklu bir roman değil; bir çırpıda bitiyor. Ama içinde altı çizilecek, not alınacak cümleler var. Düşündüren, mesleklerin arka planını gösteren ve kahramanlık kavramını sadeleştiren bir eser. Benim için kafa dinlemek, kısa bir nefes almak gibiydi.
Puanım: 5/10.
Ortada kaldığım bir kitap olsa da, gökyüzüne her baktığımda pilotlara artık biraz daha farklı bir gözle bakacağım.
Keyifli okumalar diliyorum..
Bir çocuk kitap olmasına rağmen anlamca derin ve buram buram yaşanmışlık kokan cümlelere denk gelmek her zaman kolay olmuyor. Bir pudingin üzerine serpilmiş fındık parçacıkları gibi, didaktik ve felsefik cümleler de satır aralarına serpiştirilmiş. Küçük prens tadında bir kitap ve Küçük prensi okuyanların bunu da mutlaka okumasını öneririm. Kitap 23 farklı bölümden oluşuyor ve hepsi de kısa kısa. Kendi açımdan düşünecek olursam da, hayalini kurduğum hayatı 10. bölümde görmek ise mutluluk vericiydi ve de hüzünlüydü biraz da.
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Dedalus · 20173,249 okunma
Maalesef beni çok büyük bir hazine uğratan kitaplardan biri hangi karakter kim tam anlayamadığım olay örgüsünü kavrayamadığım hatta çevirmenin açıklaması ile birlikte ve okuduğum Küçük Prens kitabı ile çok umutlu olduğum ancak umutlarımın tamamen kırıldığı bir kitap. Kitabın konusu; Gece uçuş yapan pilotlar ve onların hayatları.
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Venedik Yayınları · 20233,249 okunma
Antoine Marie Jean-Baptiste Roger, comte de Saint Exupéry (29 Haziran 1900 - 31 Temmuz 1944), Fransız pilot, yazar ve şairdir. Özellikle "Küçük Prens" (Le Petit Prince) isimli eseriyle ünlenmiştir. Yaşamı Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Kardeşi François'in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts'ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris'te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı. 1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası'nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır. Paris'te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus'ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir Bedevi tarafından bulundular. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya'nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry'ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa'nın yenilgisi üzerine ABD'yi gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York'ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük Prens'i de bu dönemde yazdı. Savaşın getirdiği yıkımın ortasında dünyaya bir umut mesajı vermek istiyordu. Bunu Küçük Prens'te bir çocuğun gözüyle yapmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika'ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti. Yine böyle bir keşif uçuşu sırasında 31 Temmuz 1944'te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu.