Pentagon'da Riviere'ye ait bir havayolu kargo şirketinin uçaklarından birisinin dönüş yolunda gece fırtınaya yakalanıp yaşanan durumu anlatan bir kitap...
Bu uçağın kontrolü pilotu olan Fabien'nin elindedir. Havada fırtınalıdır ve yakıt sorunu gibi sorunlarla Fabien cebelleşirken hem şirket sahibi olan Riviere'nin cesurca kararları hemde pilot olan Fabien'nin soğukkanlılıkla verdiği kararlar doğrultusunda insanın çok zor şartlar altında bile disiplin ve soğukkanlılıktan vazgeçmeyerek hayatla başa çıkma mesajı verilmek istenmiş.
Kararsızlığın ve kaygının olmadığı yapılan çoğu şeyin insanlara risk olarak görünmüş olsada onların verdikleri kararların arkasında durumları insanın hiçbir zaman kararlılıktan ve vazgeçip pes etmemesi gerektiğini fısıldıyor insana.
Okunmasını tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar...
Derslerden, sınavlardan hatta genel olarak hayattan her sıkıldığımda kitaplara sığınmış bulurum kendimi. Zaten yakınlarında bir kitap olmazsa rahat nefes alamayacağımı düşünenlerdenim. Bize soluduğumuz oksijeni veren sevgili ağaçların ruhu için bir nev-i saygı duruşu anlayacağınız. Özellikle sınav haftalarında bir hikâye kitabı bulundururum elimin altında. Bu defa da telefonum aracılığı ile ulaşabildim sığınağıma. Çok ulaşabildiğimden emin değilim ama. Bazen dergi okumak falan tamam ama kitabı hissetmeliyim elimde. Bu fazla sanal geliyor bana. Bundan sebeptir ki bir türlü dalamadım kitaba. Zaten otobüste, sınav dönüşlerinde, bazen sınav öncesi hocayı beklerken kısacık aralarda okudum kitabı. Bir bakıma arka kapı oldu bana. Yıldızları, geceyi öyle severim ki... Hayal kurmaya fırsatım olmadığı anlarda yetişti imdadıma diyeyim.
Exupery'nin anlatım tarzını seviyorum. Arka planda üzerine roman yazılacak olaylar dönerken, karakterlerin iç dünyalarına şahit oluyoruz aslında. Bu da hayata farklı bir açıdan bakmayı gerektirir. Başka biri yazsaydı bu kitabı, gece uçuşuna çıkan pilotun yaşadıklarını belki hissettiklerini anlatırdı. Fakat biz yerde kalanlarla ilgileniyoruz. En azından bu hikâyede. Yerde kalanların hisleri ile. Otoritenin gereklilikleri, yalnızlık belki, bir küçük parça endişe, bir küçük parça kaygı, disiplin elbette.
Her yazar kendinden bir parça bırakır mı yazdıklarına bilemem ama Exupery'nin bunu bol miktarda yaptığını görüyoruz. Uçak sevgisi, gökyüzüne olan hayranlığı farklı karakterlerde bolca yansıtıyor. Kendi ölümünün kurgusunu yapmış mıydı acaba hiç diye düşünmeden edemiyorum.
(Şu günlerde denk gelen kitaba bakın *)
Küçük Prens’i okur okumaz listeme eklemiştim bu kitabı. Sizi bilmiyorum ama pilotluk, hava, gökyüzü güzel gelmiştir bana hep. Çünkü gökyüzü hepimizin ve bedava. Uçsuz bucaksız.. İçimde oluşan şu günlerdeki sıkıntıyı atayım diye bu kitaba başladım bir anda. Kendine çekti beni. Ama inanın ki daha beter oldum. :)
NEEDENN? diyecek olursanız kitabın kısaca konusundan bahsedeyim. Üç dev pilot taşıdıkları postaları gece yarısına doğru kalkacak olan Avrupa posta uçağına yetiştireceklerdi. Ancak bir tanesi hedefine varamamıştı. Gece koyu bir duman gibi yükseliyor , ovalarla vadiler birbirinden ayırt edilemiyordu. Bu gecede yaşanan ölüm kalım mücadelesini anlatıyor kitap. Diğer taraftan işine sıkı sıkıya bağlı müdür RİVİERE karakterimiz var. O kadar sert ve bir o kadar merhametli ki aslında bunu kitabı okurken pilotlardan birinin karısı ile yaptığı telefon konuşmasından anlayabilirsiniz. Hiç hata kabul etmiyor, en ufak bir gevşeklik anında basıyor cezayı. Çünkü havayolu taşımacılığı hata kabul etmez böyle düşünüyor ve çok haklı.
Ben de uçuş ekibiyle beraber sıkıntı çektim. Müdür Riviere , müfettiş Robineau ve pilotların sürekli birbiriyle iletişim halinde olması beni de gerdi açıkçası. Bulunduğumuz kötü durumun da etkisi olabilir pek tabi.. Bir de evet dili akıcı , sayfalar kolay akıyor ama hikaye sizi bir anda içine almıyor. Bu benim fikrim.
Saint- Ex diyorum yazara bendeki yeri ayrıdır artık. ..
Öyle sözler...
Öyle duygular...
Öyle tene dokunuşlar...
İle sarıyor ki cümleler. ..
Okuyun...okutun....
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Dünya Yayıncılık · 20053,249 okunma
Sonlara doğru Fabien ile çaresizliği ve umudu hissetim. Rivière ile yenilgiyi... Ve ardından zaferi. Bir sırıtışta saklıydı cesaret ve bir kadında saklıydı endişe. Anlayacağız dokundu bu kitap bana, ta içeriden.
Kendisi de aynı zamanda bir pilot olan yazar bu kitabında,Güney Amerika ile Avrupa arasında yapılan ilk gece uçuşlarının dramını anlatıyor.
" Küçük Prens'in " yazarının bu kitabını tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Büyük bir beklentiyle okuduğum fakat bende hayal kırıklığı oluşturan bir eser. Sürükleyici bir eser değil, okurken olaylar arasında bağlantı kurmakta zorluk çektim. Kitabın tek olumlu tarafı sonunu güzel bağlayıp bitirmesiydi.
Bu kitap hakkında ne desem hiç bir fikrim yok.Yine bir kaç arkadaşla birlikte okuma planı yaparak seçtiğimiz kitaplardandı.Yazarın en popüler kitabı Küçük Prensi okumadım henüz.Öncesinde en azından yazarla bir tanışmak mahiyetinde mantıklı bir davranış olur diye düşünerek başladım kitaba.
Çok kısa bir kitap.Yazarın anlattığı, değindiği konulara sanırım sahne demek bir nebze doğru olabilir.Sanki karakterleri hayatlarından kısa kesitler sunulmuş ve hikayeyi şekillendirmeyi bize bırakmış gibi.Özellikle Fabien'e noldu mesela?Beni muallakta bırakmayın ama ya..
Ben meraklıyımdır ^^
Yanılmıyorsam yazarında pilotluk tecrübesi vardı.Bu yüzden yazıldığı dönemi de düşünerek hikayeyi o mantıkla ele almakta fayda var.Nefret etmedim ama sevemedim de.Bana hitap eden bir kitap olmadı maalesef.
bu eseri okuyanda ister-istemez dushunursen eger muellif kendi yer uzune gokden bakmamish birisi olsaydi, ucush hiss-heyacanindan xebersiz olsaydi bu cur tesirli bir eser yaza bilerdimi// mence yok/
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Dünya Yayıncılık · 20053,249 okunma
Küçük Prens'den sonra bu kitaptan beklentim oldukça yüksekti ama beklentilerimi karşılayamadı.Akıcı değildi.Sadece başladığım kitabı bitirmek için okudum .Belkide kitap bana hitap etmiyordu
...
Gece UçuşuAntoine de Saint-Exupéry · Dünya Yayıncılık · 20053,249 okunma
Antoine Marie Jean-Baptiste Roger, comte de Saint Exupéry (29 Haziran 1900 - 31 Temmuz 1944), Fransız pilot, yazar ve şairdir. Özellikle "Küçük Prens" (Le Petit Prince) isimli eseriyle ünlenmiştir. Yaşamı Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Kardeşi François'in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak için denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts'ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaptı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris'te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı. 1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. İlk kitabı Güney Postası'nı bitirdi. Burada ilk uçuş deneyimlerini anlatıyordu. Aynı şirketin Arjantin bölge sorumluluğuna getirildi. Gece Uçuşu adlı romanı Arjantin'deki yaşantısını anlatır. Paris'te evlendi. 35 yaşındayken uçağı arıza yaptı ve Tunus'ta çöle zorunlu iniş yaptı, kayboldu. Dört günlük zorlu çöl macerası ardından bir Bedevi tarafından bulundular. İspanya İç Savaşı boyunca Fransız gazetesi adına muhabir olarak görev yaptı. Havacılık alanında birçok buluşa imza attı. Gece uçuşlarını düzenleyen cihazların geliştirilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa, Almanya'nın işgaline uğradı. Komutanları Exupéry'ye sağlık durumunun savaş şartlarına uygun olmadığını söylemesine rağmen o askere yazıldı. Fransa'nın yenilgisi üzerine ABD'yi gitti. Buradayken yazdığı Dünya ve İnsanlar ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New York'ta çok tutuldu. En önemli eseri Küçük Prens'i de bu dönemde yazdı. Savaşın getirdiği yıkımın ortasında dünyaya bir umut mesajı vermek istiyordu. Bunu Küçük Prens'te bir çocuğun gözüyle yapmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki durumu onu çok üzmekteydi. Olaylar karşında sessiz kalamayacağına karar vererek ABD ordusuna katılarak yüzbaşı rütbesiyle Kuzey Afrika'ya gitti. Görevi Alman ordularının hareketini havadan izlemekti. Yine böyle bir keşif uçuşu sırasında 31 Temmuz 1944'te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu.