İlk yarısında ölesiye yasa boğulduğum, ikinci yarısında gülümsemeler ve bir iç ferahlığı yaratan kitap. İçsel hesaplaşmalar, yakınlarında var olanlarla hesaplaşmalar, en nihayetinde her şeyin yerli yerine oturmasıyla gelen kendini bulmuşluk ve huzur hali. Çok güzel anlatılmış bir yeniden yaratılma öyküsü.
Çok dramatikti. O kadar dramatikti ki 5 kez ağlama krizine girdim. Her "daha fazla ne olabilir ki" dediğimde daha acı şeyler oldu. İçim çıktı yani kitabı okurken. Bir yorumda "kitap 200 sayfaydı ama sanki çok daha uzun gibiydi" diye yazmışlardı. Gerçekten de öyle. Üst üste o kadar çok şey oluyor ki sanki çok uzun bir yaşam okuyormuşum gibiydi.
Sanat Tarihine başlangıç niteliğinde içinde her konudan giriş bilgileri bulunan okuması keyifli bir kitap. İlgi alanınıza giriyorsa okumanızı tavsiye ederim.
İçinde kısa kısa, birkaç sayfalık öyküler var sandığım ama birbiriyle bağlantılı 4 harika hikaye okuduğum, etkileyici bir kitaptı. Geçmişe gidebileceğiniz fakat geçmişteki müdahalelerinizle bugünü asla değiştiremeyeceğiniz bir kafede geçiyor tüm olaylar. İnsanın zihninde geçmişi değiştiremiyorsak neden oraya gitmek isteyelim ki sorusu beliriyor. Okudukça anlıyorsunuz, anladıkça daha çok okumak istiyorsunuz. Japon edebiyatına hiç aşina değilim fakat kolayca okudum. İçimde minik bir hüzün kümesi bıraktı. Çok sevdim.
Sanat ve tarih ile ilgilenen herkesin ilgisini çekebilecek bir roman olduğunu düşünüyorum. İki daldan da bilgilendirmeler ve öğretiler mevcut. Vasıf Ekrem Yelda bir ressamdır. Osmanlı'nın son dönemleri ve Cumhuriyet'in ilk dönemleri arasında yaşamını sürdürmüştür. Yaşamının son yıllarında portresini çizerken bir yandan da Halit Bey'e ses kayıtları yoluyla hayat hikayesini anlatmaya başlar. Hikayede ismi geçen ressamlar dolayısıyla Vasıf'ın gerçek yaşamdan mı yoksa kurgu karakter mi olduğu bir süre sizi düşündürebilir. Gerçeği araştırarak öğrenebilirsiniz. Murat Gülsoy yine çok iyi bir iş çıkarmış diye düşünmeden edemedim. Zevkle okudum.