Zihinsel gelişimi sakatlayan en önemli etmen, bu yönelişteki dengeyi koruyamamaktır. Sahip olduğumuz kaygılar yüzünden çocukları, dünyanın olgularıyla daimi olarak (ve beş duyunun beşini de faal tutacak biçimde) etkileşimde bulunmaktan alıkoyarız, ama bir yandan da onları, biyolojik gelişim düzeyleriyle ters düşen olgularla temas kurmaya zorlarız. Diğer bir deyişle, ya çocuğun bilinmeyene yönelmesini engeller ve zihinsel gelişimini sekteye uğratırız ya da onu, içinde bulunduğu gelişim aşamasına uygun olmayan deneyimlerin içine atarız.
Zekânın gelişimi, doğumdan başlayarak, somuttan soyuta bir yolculuktur. Somuttan kastım, canlı dünyanın elle tutulan öğeleri (kayaları, ağaçları, insanları, nesneleri) ve ilkeleridir ("yere düştü, güm etti" ve "ateş yakar, uf olur"). Soyut derken kast ettiğim ise zihin-beynin yaratıcılığıdır (Düşünce ve fikirler).
Yaşamın ilk dört veya beş yılındaki gelişim çoğunlukla, duyusal deneyimlerle oluşturulan örüntülerin yapılandırılmasını ve bunun sonucunda beynin içinde gerçekleşen geri bildirimleri ve sentezlemeleri kapsar.
Gelişim, içerideki niyet ile dışarıdaki içeriğin etkileşimidir.