fakat ikimiz de, bizim "ahlak" tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hâdiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır, bunu yapmazsak büsbütün çılgına döneriz.Mamafih insanlarda bu merak olmasa doktorlar açlıktan ölülerdi.
Ne yaratacaksın? Yaratmak yoktan var etmektir.En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez.yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibarettir. Bu gülünç iş insanı nasıl tatmin eder bilmiyorum. Bize ziyasını beş bin senede gönderen yıldızlar varken, en kabadayısı elli sene sonra kütüphanelerde çürüyecek ve nihayet beş yüz sene sonra adı unutulacak eserler yazarak ebedi olmaya çalışmak, yahut üç bin sene sonra kolsuz bacaksız, bir müzede teşhir edilsin diye, ömrünü çamur yoğurmak ve mermere kalem savurmakla geçirmek bana pek akıllı işi gibi gelmiyor.