Berken

Berken
Ne li vir im, ne jî li wir… Artık alıntıları paylaşmayı bıraktım, okuduklarım sadece bende kalsın. Buraya ise sadece ara sıra bir şeyler karalamak için uğrayacağım.
İnşaat Mühendisi
İstanbul
Bakur, 9 Nisan 1999
33 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Neyle mücadele edeceğimizi şaşırdık; hem dışarıdaki bu arsız hoyratlıkla hem de içimizdeki o bitkin, darmadağınık ruhla aynı anda boğuşuyoruz.
Edebiyat
Reklam
Öyle günler yaşıyoruz ki, kutsal şeyleri bilenler Papa'nın sapkın olduğunu açıklamaktan korkmuyorlar. Kutsal şeyleri bilenler, bir bakıma Hristiyan halkın sesidirler. Papa bile onlara karşı çıkamaz artık.
1000Kitap
Güçlünün adaleti, zayıfın cinneti
Etrafına bir baksana; her sabah uyandığımızda sanki üzerimize tonlarca moloz dökülmüş gibi kalkıyoruz. Eskiden "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diye bir düsturumuz vardı, şimdi ise komşusu can verirken öteki tarafa bakıp aman başım ağrımasın diye kapısını kilitleyenlerin devrindeyiz. Sosyal çürüme dediğin şey öyle teorik bir kitap cümlesi falan değil, bizzat sokağa çıktığında, o korna sesinde, market kuyruğundaki o nefret dolu bakışta gizli. Kimse kimsenin gözüne bakmıyor artık, herkes bir avcı gibi pusuda; "kimi çarpsam, nereden kopsam , kimi ezsem de yukarı çıksam" derdinde. ​Hukuk dediğin şey, artık sadece parası olana ya da arkası sağlam olana çalışan bir mekanizmaya döndü. Bir bakıyorsun, gencecik bir kızın hayatını karartan herif arka kapıdan elini kolunu sallayarak çıkıyor, öte yanda evine ekmek götürmek için feryat edem insan, sistemin paletleri altında ezim ezim eziliyor. Adalet artık sarayların içinde değil, sadece güçlülerin dudakları arasında bir oyuncak. Gücü eline geçiren, altındakini ezmeyi kendine hak görüyor. Bu güçlünün haklı olduğu vahşi düzen, sokağa da sirayet etti tabi. Bugün bir okulun bahçesinde bir çocuk, başka bir çocuğa elinde silahla saldırabiliyorsa, bu sadece o çocuğun sorunu değildir, bu o çocuğun ruhunu o nefretle besleyen bu kokuşmuş sistemin sonucudur. İnsan hayatının ucuzlamadığı, adeta bedavaya düştüğü bir noktadayız. ​Ekonomi dersen zaten tam bir cinnet hali. Birileri bir gecede milyarlarına milyar katarken, diğer yanda asgari ücretle mucize yaratmaya çalışan insanların omuzlarındaki yük artık kemiklerini kırıyor. Gelir adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki, artık zengin ile fakir aynı dili bile konuşmuyor. Bir yanda binlerce liralık hesapları tek kalemde ödeyenlerin şatafatı, diğer yanda çocuğuna okul çantası alamadığı
1000Kitap
Bak, mesele sadece o tetiği çeken el ya da o bıçağı tutan canilik değil, salaklaşmayın gözünüzü seveyim! Mesele, o elleri soğukkanlı birer katile dönüştüren bu bataklığın kendisidir. Birileri birilerini öldürüyor, biz sadece o anki vahşete odaklanıp caniliği sorguluyoruz ama kimse bu canavarları kimin yetiştirdiğini, hangi iklimin bu nefret tohumlarını suladığını sormuyor. ​Bu katiller uzaydan gelmedi güzel kardeşim, adaletsizliğin ödüllendirildiği, şiddetin yüceltildiği ve güçlü olan haklıdır denilen bu bozuk sosyolojinin içinde, hepimizin gözü önünde büyüdüler. Bir ülkede cezasızlık bir gelenek haline gelmişse, eğitim sadece kağıt üzerinde kalmışsa ve vicdanın yerini kaba kuvvet almışsa ,o toplum artık bir canilik fabrikasına dönüşmüş demektir. ​Biz sadece sonuçlarla, yani cansız bedenlerle uğraşıyoruz, o bedenleri toprağa düşüren o karanlık zihniyetin mutfağına kimse bakmıyor. Katili lanetlemek en kolayı, zor olan, o katili yaratan bu çürümüş düzeni, bu sevgisiz iklimi ve bu insanlıktan çıkmış eğitim modelini sorgulamaktır. Bu bir kişisel delilik hali değil ki dayıcım, bu, toplumsal bir cinnetin ve sistemli bir yetiştirme hatasının kanlı meyvesidir.
1000Kitap
Burası normal bir ülke değil, güçlünün katliam yapıp elini kolunu sallayarak gezdiği, zayıfın ise sadece bir istatistik olarak gömüldüğü devasa bir suç mahallidir. Her çocuk ölümüyle bir kez daha tescilleniyor ki; sistem masumu değil, kendi karanlık çarkını koruyor.
1000Kitap
Reklam