Berken

Berken
Ne li vir im, ne jî li wir… Artık alıntıları paylaşmayı bıraktım, okuduklarım sadece bende kalsın. Buraya ise sadece ara sıra bir şeyler karalamak için uğrayacağım.
İnşaat Mühendisi
İstanbul
Bakur, 9 Nisan 1999
33 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kendimden bile sakladığım düşüncelerimi şimdi açık seçik sözcüklerle söylemeliyim.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gözlerimi kapatınca karanlık görmüyorum, sadece bir sonraki adımın, bir sonraki günün teknik hesaplamaları dönüyor kafamda. Yorulmak, romantik bir şiir dizesi değil; vücudun paslanması, zihnin ağırlaşmasıdır. Kimseye kendimi acındıracak vaktim yok, zaten acınacak bir tarafım da yok. Sadece çok fazla şey üst üste bindi ve ben hepsini tek başıma istiflemekten sıkıldım. ​Mesele bir savaş falan değil. Hayat, kılıç kuşanıp meydana çıkmak gibi havalı bir yer de değil. Hayat, bitmek bilmeyen bürokrasiler, tutulmayan sözler, sabahın köründe yüzüne çarpan soğuk ve her gün aynı saçmalıkları yapan insanlar toplamı. Bu kalabalığın içinde dik durmak için ekstra bir çaba sarf etmiyorum, bu zaten olması gereken. Ama bu durum, ruhumun bir şantiye sahası gibi toz toprak içinde kaldığı gerçeğini değiştirmiyor.
Edebiyat
Sosyal medya'da çocukların fotoğraflarını paylaşıp altına en derin, en yürek burkan sözleri paylaşıyor insanlar. Sanki o cümleleri kurunca sorumluluktan kaçabiliyormuşsunuz gibi. Sanki o paylaşımı yapınca duyarlı vatandaş görevini tamamlayıp akşam yemeğine huzurla oturabiliyormuşsunuz gibi. ​Bu ülkenin en büyük sorunu vicdanı değil, hafızası ve sorgulama yetisidir. Bir hafta sonra hepiniz başka bir şeyin fotoğrafını paylaşıyor olacaksınız. Ölen öldüğüyle, acı çeken ise feryadıyla kalacak. Meseleyi oyun oynadı da böyle oldu sığlığına indirgeyip kenara çekilmek, bu cinayetlerin üstünü örtbas etmektir. Ortada sistematik bir çürüme var, gruplardaki yazışmalar, o karanlık ağlar bangır bangır geliyorum demiş, ama biz hala mekanı cennet olsun edebiyatı yapıyoruz. ​Ağlamak, sızlamak, temennilerde bulunmak en kolayı. Zor olan ise aynaya bakıp biz nerede hata yaptık da bu çocuklar birer caniye dönüştü? Diye sormak. Ama sorgulamayı bırakmış, duygusallığı duyarlılık sanan, her hangi bir siyasi partiye adeta tapan bir toplumdan bunu beklemek de fazla iyimserlik herhalde. ​Acıyı kutsamayı bırakın da nedenlerini konuşun. Çünkü siz unuttuğunuzda, o karanlık bir sonraki kurbanı için çoktan pusuya yatmış olacak.
1000Kitap
Sayın insanlar, mesele sadece bir sandık, bir lider ya da beş yılda bir önümüze konan o mühür değil aslında, mesele bizim birer yetişkin gibi değil, birer köle gibi yaşamayı en büyük konforumuz haline getirmiş olmamız. Sokaklara çıkıp bakınca gördüğümüz şey bir toplumun dinamizmi değil, bir hipnoz seansı. Birileri bir büyü yapmış ve herkes kendi mahallesinin bayrağına öyle bir sarılmış ki, geriye kalan her şeye, en başta da kendi aklına ve vicdanına gözünü kapatmış. Bu öyle bir uyuşukluk ki, bir siyasi partinin peşine takılıp o yapı ne yaparsa yapsın, hangi yanlışa imza atarsa atsın avuçlarımız patlayana kadar alkışlamayı dava adamlığı sanıyoruz. Hükümet dediğin yapı, o koltuklarda oturanlar gökten zembille inmedi, onlar sessizliğin, her hatada vardır bir bildikleri diyerek vicdanların susturulması, denetlemek yerine biat etmenin birer yansıması. Gücü elinde tutan o kibri kendi ellerinizle beslediniz , şimdi o kibir gelip tepenize bindiğinde şaşırmaya hakkınız yok. ​Bu körü körüne alkış tutma hali, sadece miting meydanlarında değil, hayatın en kılcal damarlarında, mesela o çok övündüğümüz aile yapısında ve eğitim sisteminde bile kendini kusuyor. Çocuklar sabahın köründe o ruhsuz binalara, birer vida üretim bandına gönderir gibi teslim ediliyor. Onlara düşünmeyi, sorgulamayı, Neden? demeyi değil ; sadece itaat etmeyi ve test kağıtlarındaki şıkları doğru işaretlemeyi kutsal bir amaç gibi belletiliyor. Merak duygusu daha ilkokulda öldürülmüş, hayalleri diplomaların soğuk kağıtlarına hapsedilmiş bir nesil yetiştirip, sonra bu nesilden dünyayı değiştirmesi bekleniyor maşallah. Oysa bu sistem, sadece statükoyu koruyan, sorgulamayan ve sırası gelince alkış sırasına girecek robotlar üretmek üzerine kurulu. Evler artık huzur bulunan yuvalar değil, herkesin kendi ekranına
1000Kitap
Büyük felaketler genellikle gürültüyle gelir ama onları hazırlayan süreçler her zaman sessizdir. Bizim trajediye olan merakımız, ancak o yıkım anında, toz bulutu gökyüzünü kapladığında uyanıyor. Oysa o tozun havaya kalkması için yıllar süren bir ihmalin, görmezden gelmenin ve "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyerek beslenen bir bencilliğin birikmesi gerekir. Biz, çatlayan kolonları boyayıp kapatan, sonra da bina yıkıldığında boyanın kalitesini tartışan garip bir kalabalığız.
1000Kitap