"Olsun," dedi. "Geri gelebilir miyim? Burada olacak mısın? Hayatımda senin kadar harika bir şey görmedim çünkü."
Babamın ışığının yanında durmuştum. Aietes'i kollarımda tutmuştum, yatağım ölümsüz ellerin dokuduğu kalın, yün battaniyelerle doluydu. Ama o ana kadar hiç ısınmamıştım bence.
"Evet," dedim. "Burada olacağım."
Biz tanrılar uyuduğumuz gibi yemek yeriz, mecbur olduğumuzdan değil, yaşamın büyük zevklerinden biri olduğundan. Yeterince güçlüysek, bir gün midelerimize itaat etmemeyi seçebiliriz. Prometheus'un güçlü olduğundan kuşkum yoktu. Babamın ayakları dibinde geçirdiğim onca saatin ardından gücün kokusunu almayı öğrenmiştim. Amcalarımı bazılarında üstünde oturdukları koltuk kadar bile koku yoktu ama dedem Okeanos zengin nehir çamuru gibi yoğun kokardı, babamsa yeni beslenmiş bir ateşin yakıcı alevleri gibi. Prometheus'un yeşil yosun kokusu odayı dolduruyordu.