Babam bir şey söyler diye düşündüm. Ya da tanrılardan biri. Bir tanıma belirtisi gösterirlerdi mutlaka, şefkatli bir sözcük söylerlerdi, ne de olsa ailesiydiler. Ama Prometheus tek başına ve sessiz halde asılı kaldı.
Tanrıların acıdan ne kadar korktuğunu bilemezsiniz. Onlara daha yabancı bir şey yoktur, o yüzden de başka hiçbir şey içlerini bu kadar derinden sızlatmaz.
Babamın salonları karanlık ve sessizdi. Sarayı, yeryüzüne gömülü Okeanos'un sarayına komşuydu ve duvarları cilalı obsidiyenden yapılmıştı. Niye yapılmasındı? Babam öyle istemiş olsaydı dünyadaki herhangi başka bir şeyden de yapılabilirdi bu duvarlar, Mısır'ın kan kırmızısı mermerlerinden ya da Arabistan'ın pelesenkağacından mesela. Ama babam obsidiyenin kendi ışığını yansıtmasını, kaygan yüzeyinin kendisi geçerken alev almasını seviyordu. Tabii kendisi yokken ortalığın ne kadar karanlık olacağını hesaba katmamıştı. Babam dünyayı kendisi içinde olmadan kafasında canlandırmayı asla başaramazdı.