ERDAL DANIŞ

ERDAL DANIŞ
"Herkesin iki hayatı vardır. İkinci hayatı sadece bir hayatı olduğunu anladığı zaman başlar."
"Alışırım!" diyor. "Ne demiş Dostoyevski Ölüler Evinin Anılarında?" Biliyorum, 'İnsanoğlu alışan hayvandır' demiş.
Sayfa 209 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Doktor İsmet bırakınca Veli Usta alıp, “milletin adam olması"ni konuşuyor. "Kızlarını okutmayan dürzüleri asmak"tan, "tarlasını iyi sürmeyen çiftçiyi Kürdistan yanlarına sürmek”ten, “atına iyi bakmayan arabacıları hapsetmek”ten dem vuruyor. "Bana yetki verseler, şerefsizim, bu Türkiye'yi on ayda adam ederim!" diyor. "Tabii, en önce ağaların hesabını görürüm! Sonra vatandaşlara geçerim... Elinde hazır, radyo deye büyük bir tilafon var. Açıp meydanlara salarım bunun sesini, bağırırim: 'Vatandaşlar, arkadaşlar; yürüyün bakalım işlerinizin başına! Tutun el ele, yıkın bu evleri, yapın yenilerini! Kaldırın bu köyleri sel ağızlarından! Parçaları birleştirin! Dünyaya dana gelip öküz gitmeyin! Dünyada gökteki yıldızlar kadar zenaat var; birer tane de öğrenin! Karıları, kızları evlere mapus etmeyin. Ağzı bozuk imamların sözünü tutmayın.
Sayfa 208 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Öğretmen, az önce Doktor'un okuduğu gazeteyi alıp karıştırdı. Ardına, önüne baktı. Bir karikatür... Polis, elektrik direği dibinde bekleyen bir sarhoşa, "Git burdan" diyor. Sarhoş direği sırtlayıp, polisin gösterdiği yoldan uzaklaşıyor... Bir fikra yazarı, yeni çıkan bir şiir kitabına takılmış. Şair, "Taş var, köpek yok. Köpek var, taş yok. Taş da var, köpek de var. Sıkıysa at taşı. Köpek kralın köpeği..." diyor. Fıkra yazarı, “Gerektiği zaman kralın köpeğine taş atabilecek insanlar yetiştirelim, eğitim sistemimizi ona göre ayarlayalım..." diyor.
Sayfa 199 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Doktor, "Evet... Demokrasinin sakıncaları da var. Her şeyden önce, adını getirmekle, kendisini getirmiş olmuyoruz. Demin dediğim gibi, iş bunda da gelip eğitime dayanıyor. Cahillik, toplumsal yaşayışımızda gedikler açıyor. Yunus Bey'ler bu gediklerden işliyor. Arapça okulları da böyle... Farkındayım; Yunus Bey, ali kıran baş kesen şimdi!... Ama geçer... Ben sizin kadar karamsar değilim. Hele Veli Usta kadar, hiç!...” dedi.
Sayfa 197 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Hayat
Sorun hâlâ aynı...
Doktor, ilgilendi. "Bir olay mı geçti, Hoca'm?" "Veli Usta'nın anlattığı nedenlerden pusuya düşürdüler... Köylünün uyanmasından zarar görecekler. Çıkarlarına dokundum azcık. Cahilliğin türlüsüyle savaşmak gerekiyor. Gece arkadan vuruyorlar. Bütün tepkileri ilkel insanlarınki gibi. Beni asıl üzen, aydınların vurdumduymazlığı! Yunus Bey'e bırakmışlar alanı. Yunus Bey, köpeksiz köyde değneksiz! Kim bu Yunus Bey? Neci? Soran yok. Savcı diyor, benim yapacağım işleri yasa sınırlamış; görevlerim arasında eğitim sorunlarıyla uğraşmak yok. Peki, Yunus Bey'in görevleri arasında var mı benim naklimle uğraşmak? Yasa, Savcı'nın görevlerini sınırlamış da, Yunus Bey'i nasıl başıboş bırakmış? Beni yalnız bırakıp Yunus Bey'i, Duranâ'yı destekliyorlar. Milli Eğitim Bakanı yanlış biliyor: İlköğretim dev adımlarıyla geriliyor..."
Sayfa 196 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam