Yazar bile kitabın ikincisini çıkarmak için 20 yıl gibi bir süre beklemiş ve ilk kitabın üstüne koyarak yapmış bunu biz buna nasıl bir eleştiri yazısı yazabiliriz ki. Dilimin döndüğünce anlatamaya çalışayım.
Bu kitabı hangi duyguyla anlatacağımı bilemedim. Çünkü tek bir duygu barındırmıyor içinde. Çoğu kitabı okurken çok duygulanacaksın, güleceksin, ağlayacaksın, korkacaksın, öfkeleneceksin, hayatına katkısı olacak diye söyleriz birilerine tavsiye ederken. Bu kitapta ise yaşayabileceğiniz tüm duyguları tadacaksınız.
Bir sayfada öfkelenirken diğer sayfada güleceksiniz ondan sonraki sayfada hüzünleceksiniz ama en önemlisi bu kitap hayata olan bakış açınızı değiştirecektir.
Seminerlerinden birine denk gelmiş şanslı bir kişi olarak kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Açıkçası şimdi de ağlıyorum. Kısa bir hayat dostlarım, her anın kıymetini bilin, aptal saptal sorunlar icat etmeyin kendinize.
Dümdüz,ti tutkuyla yürüyün.
Aldığınız her nefesin hakkını verin...
Seminerlerin başında söylüyorum Üniversitelerde gençlere "Kendi doğrusu olmayan başkalarının doğrularının peşinden gider" diye. Kendi doğrunuz olsun istiyorsanız analiz yapmalı, siyasetten bağımsız düşünmelisiniz. Özellikle de bu ülkede. Çünkü batıda gidin bakın Almanya'da, Danimarka'da; siyasete öğretmenler, mühendisler, akademisyenler, uzmanlar girer. Bizde müteahhitler, betoncular, komisyoncular.
Sonuç: Her yerine beton dökülmüş, plansız, depremlerde yıkılan evlerle dolu, parksiz, otoparksız, spor alansız bir ülke.