Şebnem bir derginin kapağından Ersin'e, Selda'ya, Bünyamin'e ve okuyucuya baktı.
Yüzleşemediklerimize, kaçtıklarımıza,tereddütlerimize çarptı bakışları. Biz değiştik, artık aynı kişi değildik ama o oradaydı; aynı meydan okumayla. Hepimizi konuşturdu; bastırdıklarımızı, sakladıkladıklarımızı, içimizi döktük o ise sessizce bizi izledi.
Ters çevirdik dergiyi, çantamıza sakladık ama zihnimizden atamadık.
Başarılı karakter analizleri, insan ruh halinin çözümlemeleri açısından tipik bir Ayfer Tunç romanıyla karşı karşıyayız.
Yazarı tanıyanlar bilir, okurun yüreğine zihnine dokunan bir yanı vardır yazdıklarının.
Tıpkı Şebnem'e bakanlar gibi onun kitaplarını okuyanlar da öncesinde oldukları kişi değildirler. Çünkü içinizde bir köşede unuttum dediğiniz şeyleri hatırlarsınız, doğrularınızı sorgularsınız, hayat boyu kurduğunuz büyük cümlelerin sonuna soru işaretinizi koyarsınız.
Ezcümle, Yeşil Peri Gecesi'yle devam edeceğim.
Türkçe'min güzelliğine meftun, bu kitapların dünyasında kaybolacağım. Belki bir yerlerde kendime rastlarım.
Sevgiyle.