Vaktiyle beden ruhun metaforuydu. Klasik İslam ve Ortaçağ Hristiyan düşüncesinde beden, kendi ötesinde bulunan daha 'ulvi' mevcudiyetlere işaret eden bir unsurdu. Ama son birkaç yüzyıldaki insanlık tarihinin özelikle Batı modernleşmesinin bilim ve teknolojinin mihmandarlığında aldığı yol, bedenin metalaşması sürecine alan açan bir işlev gördü.
Descartes'in homo sapiens'i ruh ve beden olarak ikiye ayırması sonucu ruh kiliseye, beden de bilime adanarak tam bir 'güçler ayrımı' gerçekleştirilmişti.