Fırtına ya da umutsuzluk: Narsistik sapkın, kendini kurban olarak göstererek, duruma göre ya bir gözü dönmüşlük ya da ilgisizlik sergiler. Ortak yaşam çerçevesinde - ve ayrılık ihtimalleri dışında- sapkın manipülatörün eşi boyun eğmekten başka pek bir şey yapamaz; çünkü ona cepheden karşı koymaya kalkışırsa, isyanı çok belirginse, bu durumda manipülatör ona karşı amansız bir savaş ilan edecektir. Her yola başvuran- şantaj, tehdit, artan hakaret ve dayak- sapkın karşısında daha fazla kararsız kalamaz. Bu tepkiler diktatör bir devletin zorbalığına benzer: ya itaat ya misilleme. Şantaj ve tehdit çocuklara, eve, maddi mallara yönelebilir...
Fiziksel şiddet, darbeler gerçekten de her zaman narsistik manipülatörün silahları arasında değildir. Sözel şiddeti partnerini kemirmeye haydi haydi yeter. Yumuşaklıkla saldırganlığın birbirinin yerine geçmesi bu tür ilişkinin özelliğidir. Kurbanı öncelikle istikrarsızlaştıran şey, olumlu ile olumsuz arasındaki bu sürekli gidiş geliştir. Kurban bu güçlü salınım hareketini izlemek zorundadır. Sonuçta, hem gerçek hem de mecaz anlamda başı döner: Neye tutunacağını bilemez, ciddi biçimde yargılamakta tereddüt eder, sonrada bağışlamakta tereddüt eder, sonra da bunun bir daha meydana gelmeyeceğini, o kadar da ciddi bir şey olmadığını kendi kendine söyleyerek onu bağışlar...
Her evlilik engellerle, güçlüklerle, anlaşmazlıklarla karşılaşır. Eşlerden biri daima diğerine hakim olmak, hep haklı çıkmak ister. Çok sayıda çiftin şansına bu durum düşer; insan ilişkilerinde nispeten yaygın bir dinamiktir bu. Buna karşılık, narsistik sapkın işi partnerinin kişiliğini keyfince şekillendirmeye kadar vardırır. Partnerinin iradesini, özsaygısını, geleceğini, coşkusunu... yaşamını elinden alır.