Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık... İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık...
“Aşk iki kişiliktir” sözünü düşüneceğim uzun uzun. Kalkıp pencereden hayata bakacağım. Alnından öptüğüm yerde ülkemsin, ağzından öptüğüm yerde kadınım, diyeceğim. Bir gülüşünle gidip caddeleri dolduracağım.
Ömrümden öteye taşıdığım çocuk.. Ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi bilseydim..
Kaç kalp kırılmış
Aşk için yazılmış kaç ömür kalkmıştır rafa
Koca yürekli kaç sevda kalmıştır dağların altında
Yine de bitmez ki ömür bitmeden
Sever sever sever insan canı gönülden
Aşk bir kemanın sesi gibidir
Telleri kırılsa da sesi kalır kulaklarında..