-Spoiler içerir-
Uzun zamandır inceleme yapmadığımı farkettim, ancak peşpeşe o kadar güzel kitaplar okudum ki, bende bıraktıkları izleri paylaşmazsam olmazdı.. Gerçi kitap okumanın kendi güzel olsa da, okuduğun kitabın ruhunla bütünleşmesi, anlattıklarıyla tüm hücrelerini ele geçirmesi, içini burkması ya da keyfine keyif katması kadar güzel bir şey yok.
Yola Düşen Gölgeler daha çok içimi burkanlardan, insanlığımdan utandırtanlardan..
Kitabı ilk kez burda görüp almıştım, kitap için yapılan yorumlardan etkilenmiştim daha doğrusu, ancak kitabı elime alıp okumaya başladığımda pek de öyle olmadığını aceleci bir peşin fikirlilikle düşünmüştüm, çünkü kitapta ciddi oranda anlatım hataları, zaman kopuklukları vardı ve bu kitabı okumayı ciddi anlamda zorlaştırdı benim için. Ama hiç bir kitabı yarım bırakamayan ben bu kitabı da yarım bırakamadım ve okumaya devam ettim ve iyi ki devam etmişim, eğer bıraksaydım çok şey kaçıracakmışım.. Çünkü bir süre sonra anlatılanların içeriği öylesine esir ediyor ki, ne zaman kaymaları ne de anlatım tarzı sizi kitaptan koparamıyor..
Özünde insan olmanın, iyi kalmanın öneminin altını çizen bir kitap Yola Düşen Gölgeler, iyiliğin kötülük karşısındaki hallerini anlatan, yaşanan her şeye rağmen insan kalabilmenin kaygısıyla kaleme alınmış bir kitap..
“Dünyada, nasıl ki iyiliğin dili birse, kötülüğün de dili birdi!”
Kitap aslında bir otobüs yolculuğu yapan insanların hayatlarından kesitler sunsa da, özellikle Saraybosna katliamı ve de Irak savaşında yaşanılanların anlatıldığı kısımlar insanı insanlığından utandıracak cinsten, her ne kadar yaşandıktan bir süre sonra neler yaşandığını öğrensekte her karşıma çıktığında beni duvara çarptıran kan donduran gerçekler..Ah Aida, Ceylan ve sizin gibi binlercesi.. Siz o acılara nasıl katlandınız, nasıl