Aramakta olduğu neydi? Acaba kendi iç dünyasında belirli bir huzur muydu aradığı? Yoksa sadece daha büyük bir şeyin yalnızca bir işareti ya da belki bir iması mıydı aradığı?
Kıyısından, köşesinden kimi zamansa yoldan geçerken tanık olduğum eski Tarihimize ait eserleri ve yapıları nicedir merak eder araştırırım. Bu konuda çok camiinin, çok kilisenin salonlarında dolaştım ve hissetmeye çalıştım. O büyük imparatorların, sultanların şimdilerde unutulmaya yüz tutmuş hatıralarını yaşamlarını düşündüm. Bir söz vardır gülmek için bile bilmek gerekir diye. Çok doğru, gezmek için dahi bilmek gerekir. İşte bu anda gidilen yerin ambiansı dokunulan taşın sertliği ve yapısı, durulan yerin hissiyatında bulur insan yılların sessiz çığlıklarını, neşeli yıllarını ve insan olanın geçtiği yolları.
Bu sebepledir ki gezilerimi sağlam bir tarihi altyapı ve uzmanların değerlendirmeleri ile sentezlemek, bana tutkunu olduğum İstanbul şehrini anlamayı ve daha anlamlı sevmeyi öğretecek. Sokağından geçerken veya Eminönünden Balata yürürken İmparatorların ve sultanların zanaatkarların orduların şehre sinmiş şehirle bir olmuş ruhlarını duyumsayacağım.
Bizans İmparatorluğu TarihiAlexander van Millingen
Kitabın sonunda bulunan Sümer medeniyetine ait tabletler ve kitabelerle birlikte toplamda 136 sayfadan oluşan bu kitabın sonuna geldim.
Kitabımız genel hatlarıyla semavi dinler ve bunların Sümer medeniyetiyle olan benzerlikleri ve ilişkileri üzerine kurulu. Kitap boyunca gerek Tevrattan gerek İncilden gerekse Kurandan ayetler ile Sümer ve Mezopotamya efsaneleri dini hikayeleri benzerlik açısından karşılaştırılmış. Kitap boyunca Dünyanın yaratılışı, ilk insanın yaratılması, peygamberlerin hayatları, Cennetten kovulma ve daha birçok konu detaylıca her dinin objektifinden anlatılmış. Yer yer Büyük benzerlikler bulsam da bazı kısımları pek uyuşturamadım. Tabii ki öznel bakış açım bunda etkilidir. Büyük yazarımızın yaptığı bu ilişkilendirmelere bazen antik eserlerden olan Ölü deniz yazmalarını ve bazense bu yüzyıla ait yazarlardan ( Samuel Noah Kramer, Turan Dursun vb.) kitapları da referans ve kaynak göstermesi kitabın derinliği açısından çok faydalı olmuş. İlgimi çeken nokta Sümer mitolojisinin en çok Tevrat ile ilişkilendirilmesi ve benzerlikler göstermesi. Tabii ki bunun sebebi de Yahudilerin Babil Sürgünü ve diğer Semavi dinlere göre daha eski bir kültür ve din olmasındandır. Bu kadar kısa bir kitapta bu kadar fazla bilgi verebilmek ancak Muazzez İlmiye Hocamızın maharetinden olsa gerek.
Dinler tarihine ilginiz varsa muhakkak tavsiyemdir. Sakin bir zihin ve sade bir Türk Kahvesi ile sayfayı çevirin.
İyi Okumalar.
Samuel Noah Kramer de İsa'nın ölmeden önce gördüğü işkence ve eziyetleri, öldükten sonra dirilecek diye beklenmesini, Sümer Tanrıçası İnanna'nın kocası Çoban Tanrısı Dumuzi'nin cinler tarafından yeraltına götürülürken vurulması, dövülmesine ve yeraltından çıkmasının beklenmesine paralel buluyor ve aynı öykünün İsa'ya yakıştırılmış olduğunu vurguluyor. Ayrıca İsa'nın ''ben iyi bir çobanım, koyunlarım uğruna canımı veririm'' demesi de Dumuzi'nin çobanlığını çağrıştırıyor. Onun Allah'ın oğlu olması Sümer inanışından kaynaklanıyor.