HA

… Böylesi bir kavgadan ün almış olarak çıkabilirdi belki ama kazanma ihtimali yoktu. …
Sayfa 335·Kitabı okudu
Reklam
“Size bir şey söyleyeyim mi? Ankara hükümeti gökten zembille inmedi. Şu anda bir bozkırda ikamet ediyor da olsa, derme çatma bir çatının altında da bulunsa, oradakiler Osmanlı’ nın en değerli devlet adamları. Askeriyle, siviliyle, zor yetişir bir aydın zümre var şimdi o çorak topraklarda. Bakmayın siz saraylarda, şatafatlı üniformalarla dolanıyor olmamalarına. Her birinin beyni tarih bilinci, hepsinin yüreği vatan sevgisiyle dolu. Bundan emin olun. Bu nedenle, ben geleceğe umutla bakıyorum.” (Hasan Enver Paşanın Mudanya görüşmelerinin haberi üzerine kızları Münevver ve Celile’ ye yaptığı yorum)
Sayfa 296·Kitabı okudu
Sarayın bahçesinde koşturmaları, Fausto Usta ile çalışmaları, Paris ve Roma anıları, Selanik, Halep ve Üsküdar günleri, birer yaprak gibi döküldü hayat ağacından. BİR DEFTERİN İÇİNDE SAKLAMAK İSTESEYDİ, ACABA HANGİLERİNİ TOPLARDI YERE DÖKÜLMÜŞ YAPRAKLARIN? Öyle dökülmüştü ki yapraklar, birkaçını kıpırdatmadan herhangi birine ulaşmak imkânsızdı. Biri olmadan ötekinin olmasının imkân ve ihtimali olmayacak şekilde, alt alta, üst üste, yan yana, kucak kucağa duruyorlardı.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Fethi Naci, Mina Urgan'a şu sözü söyler: Karpuzu kestin, baktın ki kabak, gene de zorla yiyecek misin o karpuzu ? Mina Urgan şöyle der: "Bu cümleyi duyduktan sonra başladığım her ne ise hoşlanmadığım yerde bırakmaya karar verdim. Kitabı da, insanı da."
‘Duyguların düşünce haline dönmesi’
“Belli ki…” diye düşündü Celile. “Kendi kendime, alttan alta hep böyle düşünüyordum. Duygularımı berraklaştırabilmek ve düşünce haline dönüştürmek için zamana ihtiyacım varmış anlaşılan. Tabii ki bir de sevgili Marcel’e…”
Sayfa 160·Kitabı okudu
Reklam