HA

Spinoza, tavırlar arasında, etken ve edilgen tavırlar olarak ‘eylemler’ ve ‘tutkular’ biçiminde ayırım yapar. Etken tavır uygulamasında, kişi özgürdür. Kendi eyleminin efendisidir. Edilgen tavır uygulamasında ise kişi kullanılmaktadır, kendisinin bile fark edemediği bir dürtünün nesnesi durumundadır. Böylece Spinoza erdemle gücün bir ve aynı olduğu yargısına varmıştır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Birliğe ulaşmanın bir yolu da, ister sanatçı, ister zanaatçı olsun yaratıcı faaliyette bulunmaktan geçmektedir. Herhangi bir yaratıcı çalışma içinde bulunan kişi kendi dışındaki dünyayı temsil eden nesnesi ile kendini bütünleştirir. İster masa yapan bir marangoz ya da elmas işleyen bir kuyumcu olsun, ister ürününü yetiştiren bir çiftçi ya da resmini boyayan ressam olsun, yaratıcı bir işte çalışanla nesnesi tek vücut haline gelir. İnsan yaratma süreci içinde kendini dünya ile bütünleştirir.
Bir sanatı öğrenme süreci iki bölüme ayrılabilir: ilk adım, kuramda ustalaşmak, ikinci adım pratikte ustalaşmak. .. Fakat kuramsal ve pratik bilgilenmenin yanında herhangi bir sanatta ustalaşmak için gerekli olan bir üçüncü unsur daha vardır. Bu, kişinin o sanatta ustalaşmayı en önemli işi olarak kabul etmesi, dünyada ondan daha önemli hiç bir şeyin bulunmamasıdır. Müzik için, doktorluk için, marangozluk için -ve sevgi için- bu bir gerçektir.
Belki de mutluluk şudur: Başka bir yerde olmanız, başka bir şey yapmanız, başka biri olmanız gerekirdi duygusuna kapılmamak. Isaac Asimov
Zaman bu. Ya da kendimiz. Çünkü zaman yok, bizse geçip gidiyoruz. Biz geçip giderken, değişirken, yola düzülme anı geldi çattı. Görevim bitti.
Sayfa 213·Kitabı okudu