- İnsan hayatında neyin “ayrıntı” olduğunu söyleyecek bir ölçümüz yok değil mi?
+ Çok doğru, “ayrıntı” dedim, ama çok esaslı bir belirleyiciliği var. Üstelik bu sadece bir kerecik yaşadığım “sıra dışı” bir olay; anneannem tek sefer beni camiye götürüyor ve secde ediyorum… Kiliselerin sarı, dumanlı karanlığına karşın, caminin ahengi, huzuru bende bir yumuşaklık, bir hilm uyandırıyor. İslam’daki rahmet boyutunu, Rahman olan Allah’ın sıfatlarını adeta yansıtmış olmalı ki, küçücük bir çocuğun ruhunda derin bir iz bırakıyor. Camideki o cemal bana kendisini sevdirmişti, daha önce gördüğüm kilise ile aradaki farkı hemencecik hissetmiştim. Kilise korku verici bir yer, cami huzur veren ve teskin eden bir yer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
*Temiz acı* hayatın normal işleyişi esnasında başımıza gelen üzücü olaylar, rahatsızlık verici duygu ve düşünceler karşısında hissettiğimiz saf, insan olmanın bir parçası olan acıdır. *Kirli acı* ise başımıza gelen olaylardan ziyade, başımıza gelen olayın sebebiyet verdiği acımızı kontrol etmeye, azaltmaya, yok etmeye çalışmamız sonucu oluşan acıdır. Bu acı kirlidir, çünkü içinde başımıza olayla ilgili duygumuzu gerektiğince yaşamamıza izin vermeyen düşüncelerden oluşan katkı maddeleri vardır. Her *Deneyimsel Kaçınma*nın sonucunda katman katman artan acıdır, kirli acı.
Türkçeden evvel öğretilen başka diller, Türkçe konuşan bir toplumla düşünce bağlarını da köreltecektir. Çünkü bütün bunlar bir bilinç düzeyinde olmuyor. Ben gidip Almanca öğreneyim demiyorsunuz. Bunlar size belli bir yaşam tarzının gerekliliği olarak dayatılıyor. Türkçeden evvel Almanca öğreniyorsunuz. Adı üstünde anadil… Ben anadilden önce “dadıdil” öğrendim.