Beynim yağ bağlamış olacak. Büyük ve güzel şeylerin dışarı çıkmasına izin vermiyor. Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz.
Ah dipsiz kuyulara bağırsaydım derdimi...
Issız çöllere... Engin denizlere... Yüce dağlara... Büyük ormanlara haykırsaydım... Geniş nehirlere... G ünahsız hayvanlara, temiz bitkilere....
Onlar belki anlarlardı ama konuşmazlardı....
Dedikodu yapmazlar, beni Leyla'dan ayırmazlardı...
Ah ben ne cahilim ki insanlara söyledim.
Anlamadılar, konuştular ve Leyla'dan ayırdılar. Onlardan kaçtığım halde onlar yine benimle uğraştılar. Oysa ben bu geniş çölde, azabımın lezzetiyle ne kadar mutluyum...
Güya ayırdılar bizi , fakat öyle beraberimki Leyla ile bilemezsiniz. Bütün zamanım Leyla ile geçiyor.
Televizyonlar, sanki bir program hazırlarken kendisine ilk olarak şunu sormayı mecbur tutan adamlar tarafından yönetiliyor: Hiç kimseye faydası olmayan bir iş daha yapmalı ama nasıl?