Yerli yersiz kavga etmenin, bulanık bir geçmişin hesabını görmeye çabalamanın, ağzı kapalı bir kuyuya sakladığımız geçmişimize seslenmenin, uçurumdan aşağı yuvarlanmış kocaman bir kayayı sırtlayıp geri dönmenin ne yeri ne de zamanıydı.
Babamın ceketi; işten, kahveden, pazardan veya bütün gün gezip dolaştığı sokaklardan dönüp kapı girişindeki askıya rastgele asılan bütün baba ceketleri gibi kederle bana bakıyordu sanki.
- Yahu Mahmut, senin ikide birde anlattığın o Kristof Kolomb neresini aramıştı? dedi.
- Hindistan'ı, dedim.
- Neresini buldu? diye sordu.
- Amerika'yı, diye cevap verdim.
- Hey gidi gençlik, hey! dedi, ben de senin yaşında iken neler de neler ummamıştım . İş aramaktan Hindistan'ı aramaya vakit mi kaldı?