.Fihi Ma Fih.

9/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2025 35. kitabı
•Spoiler İçerir ! ALTINCI KOĞUŞ Eser bir taşra kasabasında Akıl Hastanesinde geçer ve özellikle iki karakter üzerine odaklanır; hastanede akıl hastası gibi tutulan İvan Dimitriç ile hastanede görevli doktor Andrey Yefimıç arasındadır. Çehov bu karakterler üzerinde toplumun akıl-delilik algısını, insanlık onurunun yok sayılışını ve düşünsel pasifliğin sonuçlarını işler. Doktor Andrey Yefimıç hastanedeki İvan Dimitriç sayesinde uzun süredir unuttuğu düşünsel canlılığını tekrar hisseder ve asıl olayların trajedisi bundan sonra başlar. Olaylar yirmi yıldır bulunduğu kasabada görev yapan doktorun (Andrey Yefimıç) kendisiyle konuşabileceği bir arkadaş bir insan bulmasıyla başlar. O kişi ise hastanede (Altıncı Koğuş) bulunan İvan Dimitriç'tir. Aralarında felsefik konuşmalar geçmektedir. İvan, kendisinin neden burada tutulduğunu ve deli olmadığını doktora açıklamaya çalışır her defasında. Ama doktor umursamaz tavırları ve kaderci anlayışından dolayı İvan'ı hiçbir zaman anlamaz dahası ciddiye almaz. Zamanla doktorun hasta İvan'a gösterdiği ilgi kasabalı ve hastane personeli tarafından şüphe ile karşılanır, "doktorun deli hastayla fazla yakın olduğu" düşüncesi yayılır. Böylece toplum tarafından doktor Andrey de "deli damgası" yer. Daha sonra doktor ironik bir şekilde asistanı Hobotov tarafından aynı koğuşa kapatılır ve doktor istemeyerekte olsa İvan'ın yaşadığı acıları tecrübe eder. Doktorun umursamazlığı, ilgisizliği ve pasifliği kendi felaketini hazırlamış olur. Ne yazık ki doktor, düşünsel olarak uyanmış olur ama artık çok geçtir. Birkaç gün içinde Altıncı Koğuş'ta kendi yatağında ölür. Vicdan kullanılmadığında akıl anlamını yitirir, doktor bilgili ve akıllıdır ama duyarsız olduğu için bilgisi işe yaramaz hale gelmiştir. Duyarsızlığın bir toplumda nasıl normalleştiğini,
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Reklam
10/10
·256 syf.·
Beğendi
·
2025 21. kitabı
ÇÖL ÇİÇEĞİ Azimli, dirayetli, umutlu ve her şeyden öte acılarıyla başa çıkan bir kadının öyküsü... Her kapının bir gıcırtısı, her gecenin ayrı bir karanlığı olduğunu öğrenmiştim çok öncelerden... Ve kimsenin de geçmediği o kapının gıcırtısını bilmeyeceğini, herkesin gecesindeki siyah tonun eşit olmadığına da şahitlik etmiştim defalarca... Bu debdebeli, şatavatlı, herkesin herkesten alacaklı olduğu hayatta ne çok acı vardı, bu acıların ne çok rengi ve dili... En zoru benim ki dediğin günden sonra öğreniyorsun "Allah'ım şükürler olsun" demeyi... Çünkü insan buydu, yaşamayı anlamlı kılacak sebepler lazımdı kendisine... Evet, kimilerinin hayatı kimilerine şükür sebebiydi, kimilerine yaşama sevinci... Kendime hayatım boyunca belirlediğim, dilime pelesenk ettiğim bir sloganım, bir pencerem vardır : "Hayatım, başkalarının hayali olabilir !" diye... Sahiden yaşadığım iyi-kötü ve kolay-zor dönemlerimi bilhassa imtihanlarımı böyle geçirdim... Bu sözü kendime hatırlatmaktan geri durmadım ve durmayacağım da... Şimdi kitap hakkında birkaç cümleyle toparlamak isterim incelememi... Kitabı bitirinceye kadar böyle bir düşüncem yoktu, ama bittikten sonra yüzüme çalınan 'başkalarının hayatının gerçekleri' sızlattı yüreğimin tellerini... Acımak değil bu, ne haddime... Sadece yine aynı cümleyi terennüm ettim, Hayatım, başkalarının hayali olabilir diye... Yazar, kendi hayat gerçeklerinden öyle doğal, öyle açık bahsetmiş ki, bunlar karşısında dehşete düşmemek elde değil. Ve öyle cesurca kaleme almış, dahası yaşamış ki o hayatı; gıpta ettim çabasını ve yaşama arzusunu. Ve inanıyorum ki Waris Dirie bu eserinden sonra Afrikada köklü değişikliklere, devrimlere yol açmıştır. Şayet eseri okurken bir an dahi sıkılmadım,hep merakla bekledim yazarın sonunu. Ki tahmin ettiğimden de ötesiydi
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
10/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2025 20. kitabı
SÖZÜ YORMADAN Ölümden korkuyor musun diyor okurun biri Neden korkayım, ona ne yaptım ki? Bir kez olsun binmedim saltanat kayığına Ömrüm boyunca Heyelan bölgesinde yaşadım sanki... Bu dünyada heyelan bölgesinde yaşar gibi ömrünü sürdürdüğünü söyleyen bir şair ; İbrahim Tenekeci. Kendisinin hoş şiirleri, benzetmeli satırları ve ölümü hatırlatmaktan geri durmayan mısralarıyla yeni yeni tanışıyorum. Okuduğum her eserinden sonra dilimin ucuna farklı mısralar pelesenk oluyor. Bu durum elimde olmadan oluyor çünkü şairin benzetmeleri ve temaları öyle biz ki... Okuduğum her şiir başlığından sonra mısraların arasında "hangisi daha çok ben?" diye karar vermeye çalışırken kayboluyorum. Ve sahiden her eserini ayrı bir merak ayrı bir istekle okuyor, terennüm ve tefekkür ediyorum. Üstadın önce kelamına daha sonra da kalemine sağlık diliyorum ve ömrüne de bereket. Rabbim nasip ettikçe de okumaya devam edeceğim -normalde de hiçbir dem şiir kitabı incelemesi yapmak geçmemiştir aklımdan- ama İbrahim Tenekeci'nin eserlerinin okunmasını tavsiye ediyorum bilakis en çok şiir severlere... Keyifli okumalar diliyorum.. :)
Sözü Yormadanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020960 okunma
Puan vermedi·112 syf.·
Beğendi
·
2024 31. kitabı
152 GÜN Herkes birgün evine döner.... Sahi neresidir ev..? Dahası bir evi ev yapan nedir..? Ve her bacası tütene mi ev denir..? Tek kapı, iki pencereli oda mı..? Tek göz odada sobanın üzerinde pişen çay mı..? Yoksa yüreğindeki tüm telaşların bittiği, dalgaların dindiği ve kendini bulduğunu hissettiğin o yâr'mı..? Kitap biter bitmez yazmaya başlıyorum bu satırları gelişigüzel... Gözlerimde de sonbaharın sisli bulutları... Yüreğimden akıyor damlaları... İçimde hissettim tüm olayı, okurken Fadime Teyze oldum... Onunla tam 152 gün bekledim Ömer Bey'i... Hatta yüz elli iki gün sonra kapı çaldığında ben de koydum elimi yüreğime... Haklıydı ama Fadime Teyze, herkes birgün döner evine... Duygusal duygularımı ve buğulanmış satırlarımı bir kenara bırakıp kitap hakkında birkaç düşüncemi eklemek istiyorum : Yazar kurguyu o kadar içten yapmışki okurken sahiden Fadime de Ömer Bey'de siz oluyorsunuz... Sıradanın biraz dışına çıkarak yazmış ama sevdanın dahası asıl sevdanın ne demek olduğunu yüreğinizin derinliklerine hissettirecek türden bir eser olmuş... Eminim ki okuyan herkes bu hayatta arayışı içinde olduğu hayatı, sevdayı, saygıyı ve adayışı bulmuş olacak... Yüreğimden yükselen sesi bastıramayacağım: "Eskiler ne güzelmiş, eksilmedikçe ve o sevgi eskimedikçe," diyorum... Ne mutlu hayatı böyle yaşayan ve kendisini hayatı olana bu denli adayanlara... Keyifli okumalar dilerim.. :)
152 GünFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024560 okunma
10/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2024 20. kitabı
KİRAZ AĞACI İLE ARAMIZDAKİ MESAFE Her çocuk karanlıktan korkar, dedi Mafalda... Evet, bu kitap Mafalda'nın siyah rengine yenilmeden önce yapmak istediklerinin ve kendisine, karanlığa rağmen aradığı ışıkların satırlandığı kitaptır... Mafalda'nın bahar tazeliğindeki renkli dünyası ve gözlerinin içinde büyümeye başlayan siyah renk... Ne hazin bir çelişki... Kitabın incelemesin yapmaktan ziyade hayatlarımızın , yaşama bakışımızın incelemesini yapmaya niyet ederek başlıyorum... Hepimiz biraz Mafalda'yız aslında... Ama Mafalda kadar cesur, hayalperest ve deli dolu muyuz acaba..? Kitabı bitirdikten sonra düşündüm, üzerine düşünülmesi gereken o kadar çok söz ve sahne vardı ki hâlâ tasavvur ediyorum... En ağır basan cümleyi seçebilseydim şu olurdu kayıtsız ; "Gözlerimdeki karanlık benden daha hızlı büyüyor, " dedi Mafalda... "Ve tamamen karanlığa bürünmeden dünyada senin için vazgeçilmez olan şeyi bulmalısın," dedi Estella... Hepimizin kendisiyle muhasebe etmesi gereken sual... Sahi, ne olmasa hayatımız yaşanmaz olurdu..? Neyin eksikliği bizi tamamen karanlıkta bırakırdı..? -cevabımı aşikar etmeyeceğim...- Hepimiz biraz Mafalda'yız ama Mafalda değiliz ne yazık ki... Yapmayı çok sevdiğimiz şeyler, diye bir listemiz yoktur belki de... Ve bizi karanlıkta, bir başına bırakan bir hadise yaşayınca kaçımız aklına güzel şeyler getirip, gökyüzüne doğru bir tebessüm armağan etmeye çalışıyor, buğulanmış gözlerine rağmen..? Bir kiraz ağacı hangimiz için üzerinde yaşayacak kadar mânâ taşıdı... Ya da var mıdır bir ağaca sarılınca dertlerini unutan insanlar... Dahası ışık ya da aydınlık kavramlarının mahiyetini idrak edebilmiş miyiz... Belirtmek isterim ki haklıydı Küçük Prens ; "Sahiden gözler kördür... İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir (hissedebilir)..." Görünüşte
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma
Reklam