Öyle olmuş, böyle olmuş. Bekleyenle beklenenin beklentilerinin birbirine uymadığı çabuk anlaşılmış..
Ama yarın dediğimiz şey ısrarla yürüdüğünde illaki varılacak ferah bir düzlük değilmiş. Yaşamak, ağzında tuttuğu kendi kuyruğunun peşinde koşan bir köpek olmakmış.
Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi. Hüzün, her şeyi boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.