Ah Prens Miskin senin için ne diyebilir neler yazabilirim ki bir söz vardı sosyal medyada bir ara çok dolanıyordu seni okudukça o geldi aklıma sanırım şöyleydi; " Fazla iyi niyet kişinin kendi kul hakkına girmesidir" evet evet benim için tam anlamıyla sana tıpatıp uyuyordu bu söz ah canım Miskin sanirim okuduğum hiçbir eserde senin kadar iyi ve saf bir karakter göremeyeceğim yer yer kızsam da sanırım benim için bir parça özleyeceğim bir karakter oldun :)
Ve gelelim Budala hakkında birkaç sey yazmadan geçmek istemedim Dostoyevski'nin tüm eserlerinde olduğu gibi psikolojik tahliller, ölüm, cinayet vb. duygular bu eserde de kendini göstermekteydi okuduğum diğer eserlerinden olan Karamazov Kardeşler ( ki benim için bir numaradır) ve Suç ve Ceza gibi sürekli merak uyandirmasa da işlediği konu bakımından ve duyguların yarattığı hoşluk açısından güzel bir eserdi bilmiyorum ama bu kitap da beni en çok etkileyen yerlerden birisi Ippolit'in mektubundan bir bölümdü.
Okurken sık sık insan ne kadar da elindekiyle yetinmeyi bilmiyor diye geçirdim ve hep daha fazlasını istiyor ve fazla olanın pesinden kosup yoruyoruz kendimizi ve kalıplar içinde sıkıştırarak hayatımızı mahvediyoruz bir nevi neden insanları oldukları gibi kabul etmekte zorluk çekiyoruz ve bizim düşüncelerimiz ya da söylediğimiz sözler yüzünden insanlarda kalıcı hasarlar açabiliyoruz bizim için kolay basit gibi görünen şeyler bazı insanların hayatlarına mâl olabiliyor tıpkı Rogojin, Nastasya ve sevgili Prens Mişkin'in hayatinda olanlar gibi.
Aslında hepimiz su yaşadığımız hayatta bu romandaki karakterlerden birisiyiz ya da karakterler hayatımızın içinde olan kişiler bu romandaki karakterlerden kim olurdun diye soracak olursanız kesinlikle biricik BUDALA Prens Mişkin olurdum kendime çok yakın hissettim okurken