İşler böyleyken, annemi geçindirmek için nenin neresini artırabilirdim ki; neyse, ölüm merhamet etti de evimin kapısını kapadı.Annemin artık çilesi dolmuş olacaktı ki zavallıcık öldü ve onun geçinmek yükü sırtımdan kalkmış bulundu.
"Doğum, hastalık,ölüm Allah'ın emri. Anladık! Fakat ne bileyim, özlediğin bir işte çalışmadan, içine doğduğun şu dünyanın ötesini berisini hiç görmeden, taş üstüne bir taş koymadan,bir ağaçcağız olsun dikmeden, bir günceğiz olsun şunun bunun eteğini öpmeden yaşayamamak ve böylece dünyadan defolup gitmek de Allah'ın emri değil a!... "
"İlahi Halil Usta, bir levayı bilmeyen mi var? Tam 1302 senesinin haziranının beşinci günü sayei şahanede Merzifon'a tayin edildim. Haziranın altıncı günü Hacı Lütfullah Paşa oraya leva kumandanı olarak..." demesine kalmaz, Ustam;
"Dur be Kasım Efendi, bu senin bildiğin levalardan değil. Söyle bakalım Mahmut!" derdi.