Mustafa Ağa

Mustafa Ağa
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... Nazım Hikmet Sevgi, yaratılma sebebimizken; Bu kadar az sevgi neden?
Hangi Körlük?
Puan vermedi·331 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2021 01:11
·
Jose Saramago 1998'de Nobel Edebiyat ödülü almış. Yazarın en çok bilinen ve okunan, her platformda sıklıkla söz edilen ve tavsiye edilen kitabı ise tartışmasız 'Körlük' kitabı. Ben de çok merak ettim, gerçekten sabırsızlıkla aldım, ama okuma programımı değiştirmek de istemediğim için kitaplığımda günlerce, aylarca birbirimize baktık. Nihayet gün geldi çattı, elime aldım ve okumaya başladım. Güzel de başladı, konu beni hemen içine çekti, fakat ilerlerken bişey beni hafif hafif itmeye, sıkmaya başladı. Kitap bittiğinde biraz düşündüm, günler geçti ben hala düşünüyorum, düşünmeye devam ediyorum ve size bu incelemeyi yazma ihtiyacını hissediyorum kıvranarak. Tüm samimiyetimle de yazmaya çalışıyorum, bundan emin olun lütfen. Kitabın konusu ilginç, farklı, hatta orjinal. Distopik tarzda yazılan bu roman, insanlığa nerdeyse toptan bir eleştiri amacını edinmiş. Yazar, insanların insanlığı unutmasını körlükle metafor yaparak öyle güzel anlatmış ki, mesajı distopik tarzıyla adeta anahtar kilit modeli gibi uymuş. Olay akışında anlattığı hikâyeler de insan zihninde bire bir canlanıyor. Kitabın mesajını bariz bir şekilde alıyorsunuz, istemeseniz bile o mesaj sayfalarla beraber sizin zihninizde seyahate çıkıyor. Lakin bir şey zihnimi adeta tırmaladı. Hani, duvara ya da sert bir nesneye bir çiviyi kazırken çirkin, rahatsız edici bir ses çıkar da kulaklarınızı tırmalar ya, işte öyle bir tırmalama zihnimi alt üst etti. Neydi bu zihnimi tırmalayan şey şimdi? Öncelikle böyle her yerde tavsiye edilen, övülen ve herkesin bu tavsiyeye sayılarla destek olmak istediği eserin benim beklenti eşiğimi ziyadesiyle yükselttiğini farkettim. İlk eksiyi kendi haneme yazmak istedim. Lakin zihnimdeki tırmalama sesi bu kadarcık değildi ki. Tırmalamanın şiddeti daha yüksekti anladığım. Devam ettim ve
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Peyami Safa yine döktürmüş!..
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
Peyami Safa efsanesi devam ediyor!.. Peyami Safa'nın hangi kitabını okusam o aynı tat hiç değişmiyor, üstad bunu büyük bir ustalıkla devam ettiriyor; karakterlerin, mekanların, zamanın içinde akıp gidiyorum. Psikolojinin ülkemizdeki en büyük temsilcilerinden olan büyük üstad, zihnimin kıvrımlarında beni yine kıvrım kıvrım etti. Bildiğim, ama ifade edemediğim, zihnimin atölyesinde, belki de uzun bir zamandır beklediğim o enfes ifadelerle buluştuğumda nasıl bir haz aldım, nasıl bir hayret ve neşeyle doldum, inanın anlatamam. Edebi üslubunu, psikolojik tahlil gücünü, entelektüel bakış açısını her eserinde ziyadesiyle beğendiğim bir yazarın tarihimizin köklerinden çıkarak ulu bir çınar gibi günümüze ışık tutması beni Türk Edebiyatı'nın ne kadar büyük bir derya olduğuna tekrar tekrar inandırdı. Bu incelikteki eserlerin okuru bu kadar derinden etkilemesi, başka dünyaların kritiğini yaparken bu kadar samimi sorgulatması nadirdir. Peyami Safa'nın psikolojik tahlillerinin ve edebi ifade zenginliğinin gücü, bana hayallerin gerçekten daha gerçekçi ve daha detaycı olabileceğini bir kez daha gösterdi. Batı hayranlığını ele alan eser, bu konunun mekan ve insana ne gibi farklar getirebileceğini tarihi dekoruyla gayet zekice işlemiş. Batı ve Doğu kültürünün farklılıkları insanları nasıl farklılaştırmış, erkek ve kadınları ayrı ayrı nasıl etkilemiş, mekanları nasıl farklı dünyalara çevirmiş, bunu o tarihle beraber farkında bile olmadan tefekkür etmekten alamıyorsunuz kendinizi. Türk Edebiyatına inanan değerli okurlar! Bu eseri alın, kütüphanenize mutlaka ekleyin ve gecikmeden okuyun hemen...
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,1bin okunma
Dostoyevski benim psikoloğum olur musun?
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 23:29
·
DOSTOYEVSKİ HAKKINDA •Ey Dostoyevski, sana sesleniyorum! Seni bu kadar ruhun bilinmeyen derinliklerine yönelten irade neydi? Ruhun ıssız ve keşfedilmemiş koridorlarında tek başına gezmeye korkmadın mı? Nasıl oldu da imkansızı tek başına gerçekleştirmeye cesaret ettin ve kendi öz ruhunla tanışma kudretine eriştin? İnsanın kendisiyle tanışması hiç bu kadar yüksek seviyelere ulaşamamıştı ama sen bizim hala çözemediğimiz o karmaşık, değişken, çelişkili ama bir o kadar da sevgi dolu ruhunu nasıl çözdün? •Dostoyevski derken sanki eşsiz bir ruh bilimci canlanıyor zihnimde. Filozoflar, edebiyatçılar, sanatçılar, bilim adamları ilham alıyor Dostoyevski’den; onu örnek alıyorlar. İnsanlara hayatın bilinmeyenlerini, bir de insanların ifade edemediklerini bir anda gözlerinin önüne getiren aykırı bir insan Dostoyevski. Dostoyevski insana sorular sorduran; insanı gıdıklarcasına meraklandıran, coştukça coşturan ve sonunda yine acılar, entrikalar içinde ağır trajedi ağrılarıyla başbaşa bırakan zıtlıkların renkliliğine sahip bir biyolojik varlık. •“Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur.” (Nietzsche) •“Dostoyevski psikologların psikoloğudur.” (Stefan Zweig) •“Dostoyevski bilinçdışının yer altı dünyasına doktorlardan, hukukçulardan, suç uzmanlarından ve psikopatlardan daha derin bir şekilde sokulmuştur.” (Stefan Zweig) •“Dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. Gauss’tan bile...” (Einstein) •“Dostoyevski sanatçılığının otuz yılı boyunca sara hastasıydı.” (Stefan Zweig) •“Sinirli bir halde, kaygı ve ıstıraplar içinde yazıyorum. Ne zaman gayretle çalışsam fiziksel olarak da hastalanıyorum” (Dostoyevski) •Dostoyevski’nin ölüm haberini alan Tolstoy bir arkadaşına yazdığı mektupta şöyle der: "Onu bir kez olsun görmedim ve
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
UZAYDA HAYAT VAR MI?..
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2020 00:49
Şair olarak tanıdığım 1000K dan şiirlerini takip ettiğim UĞUR UKUT bey benim gibi takipçilerini resmen ters köşeye yatırdı. Neden mi? Şiir kitabını beklediğim Uğur bey beklenilenin tam tersine fantastik ve bilimkurgu türünde bir roman yazmış; hem de terminolojisi ağır bir uzay bilimkurgu romanı. Galiba ülkemizde de bir ilk bu kitap, bildiğim kadarıyla. İnceleme yazmak için bekledim, hemen yazmak istemedim. Ölümün Eşiği'nin peşinden okuduğum beşinci kitabımın yarısına gelmişken, şimdi yazayım dedim. İncelemeler yazıldı ama ben onları okumadan içimden gelenleri yazmak istedim şimdi. Bu tür romanlara giriş sıkıcıdır genelde, ama bu romanda giriş bölümü sade olsa da sayfaları biraz çevirdikçe kitabın içine hemen giriyorsunuz. Olaylar olayları takip ediyor. MERAK, MERAK, MERAK... Kıvranıyorsunuz meraktan, hayal kuruyorsunuz, tahmin ediyorsunuz. Ama yok bunlar değil, konu nerelere kadar gidiyor, şaşırıyorsunuz. Kitabın içindeki hangi karakter olmak isteyeceğinizi kestiremiyorsunuz. Karakter sayısı çok fazla ve kurgu ise çok aşırı detaylı. Ben Uğur beyin hayal gücüne hayran kaldım. Roman aynı zamanda aşırı adrenalin ve gerilim içermekte. Gerilim ve merak için yazılmış resmen. Olaylar öylesine iç içe giriyor ki, ipin ucunu çekiyorsunuz, çekiyorsunuz hep ipin ucundakini görmeye çalışıyorsunuz. Diyorum ya KURGU çok detaylı, bir türlü sonunu bulamıyorsunuz. Kitabın sonuna geldiğinizde kesin bulurum diyorsunuz. Ama erken sevinmeyin, kitabın ikincisini beklemeniz gerekiyor. Bir şairden bu kadar girift, bu kadar ayrıntılı, bu kadar aksiyon dolu bir roman beklemezdim. Ama insan işte, nelere muktedir diyorsunuz, diyeceksiniz. İşte bu tür romanlar bana dizi- sinema tadı veriyor, neden bilmem. Olayları ayrıntılı anlatmak, spoi vermek istemiyorum. Sonuçta kurgu-olay endeksli bir
Ölümün EşiğiUğur Ukut · Sisyphos Yayınları · 2020115 okunma
Baba Olmanın ve Fedakarlığın Destanını mutlaka okumalısınız!..
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2020 16:35
·
Honore de Balzac monoton, dingin bir roman asla yazamaz. Duyguların destanını yazan bu adamın kalbi öylesine büyük ki, tüm insanların ruhlarını ayrı ayrı hissedebilmektedir. Sapkınlık haline gelen duyguların öyle bir üstüne titrer ki, o duyguların bütün çekici yanlarını gün yüzüne çıkarır. Tam bir yazma makinesi olan Balzac 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bırakmış. 17 ciltlik sosyal ve felsefi incelemelerine “İnsanlık Komedisi” ismini vermiş. Balzac roman sanatında ‘gerçekçilik’ ve ‘doğalcılık’ akımının yaratıcısı olarak kabul edilir. Dostoyevski’nin muadili gördüğüm Balzac özel bir beyine sahip; yazamayacağı karakter yok gibi, hikayedeki karakter sayısı oldukça zengin. Neden yazıldığını tahmin edemediğiniz karakterler ve detaylı tasvirler ilk sayfalarda yine klasik ‘Balzac Sendromu’ oluştursa da taşlar yerine oturmaya başladığında parmaklarınızı ısırmaya başlıyorsunuz. Çünkü her detay okuru farklı dünyalara, farklı hikayelere götürmekte. Balzac kadar coşkulu ve tutkulu roman yazan bir yazar dünyaya gelmemiş henüz. Goriot Baba’da baba olmanın tarif edilemez yanlarına şahit olacaksınız. Kendi hayatının, hatta yaşadığının bile farkında olmayan, sadece kızları için yaşamanın, ölümüne fedakarlığın cisimleşmiş hali olan bir insana, ‘Goriot Baba’ ya şahit olacaksınız. Bazen mutlu olacak, bazen de tüyleriniz diken diken memnuniyetsizliğin acısını tadacaksınız. Sosyetenin hem de Paris Sosyetesinin basit, aşağılık seviyelerini; insanların yalanlarını, duyarsızlıklarını, alçaklıklarını; kanunların adaletle iyi geçinemediğini üzülerek okuyacak ve bu kadar zaman ve mekan farkına rağmen her şeyin yine aynı olduğunu başınızı sallayarak onaylayacaksınız. Bu kitap Klasiklerin içinde özel ve tutkulu bir kitap. Okumak şart! Dünya kitapla güzel! Kitapla kalın lütfen
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,6bin okunma