Enes Saraç

Enes Saraç
@_N_S
Uyarım içimin sesine, varsın bozuk olsun pusula...
Aşk da Bir Cinayettir
Denememeler derken düşündüğünüz, dene büyüklüğünde memeler değil elbette. Denememeler’in özelliği, bundan sonra ölecek olanların hayatlarını kurtarmak gibi bir görev üstlenmemiş olması. Ayrıca daha önce cinayet işlemiş birinin bu kitabı okuması, onun yeni bir cinayet işlemesine engel olmaz. Cinayet dediğiniz, ille kanlı, bıçaklı olmaz, aşk da bir cinayettir.
Sayfa 197·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Herkes akıl veriyor, başka bir şey veren yok. Karşılıksız verilen tek şey fikir… Çünkü, Freudmatik açıdan, fikir vermek, başka vermelere benzemiyor. Fikir vermenin dibinde de önce kendine, sonra herkese ne kadar akıllı olduğunu kanıtlamak, ne çok fikir üretebildiğini göstermek endişesi yatıyor… Aslında kimse bir şey vermiyor, alıyor. Zaman alıyor, dikkat alıyor, huzur alıyor, hayatımızın kimi bölümlerini alıyor.
Sayfa 147·Kitabı okudu
Alıntı
Hep aynı sorunları yinelemek, pek ilerleyemediğimizin kanıtıdır. Aynı şeylerden geleneksel şikayet, gericiliktir. En azından şikayet turuculuğudur. Ve fakat, gel dikiz ki, yıllardır bitmiyor bizim çöp şikayetimiz.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Alıntı
“Türk, budalıklarının yükü altında ezilmiş, suçlarla lekelenmiş, kötü yönetim yüzünden çürümüş, çevresinde imparatorluğu paramparça olmuştu. Ama o hala canlıydı. Göğsünde dünyaya meydan okumuş ve yüzyıllar boyunca bütün istilacılara karşı başarıyla savaş vermiş bir ırkın kalbi çarpıyordu. Elinde yine modern bir ordunun donanımı ve başında, kendisi hakkında bildiğimiz kadarıyla, kıyametin dört ya da beş olağanüstü insanıyla boy ölçüşebilecek kıratta bir başkumandan vardı. Dünya yasasına düzen verecek insanlar Paris’in duvarları kumaş kaplı, yıldızlı salonlarında toplanmışlardı. İstanbul’da itilaf filolarının topları altında çalışan kukla bir hükümet bulunuyordu. Ancak Türk’ün ana yurdu Anadolu’nun sarp tepeleri üstünde bir avuç insan, kaderlerinin bu şekilde tayin edilemesini kabul etmiyorlardı. Şu anda, bir açık ordugah ateşi önünde, bir mültecinin eski püskü elbiseleri altında oturan, yüce bir şövalyelik ruhuydu” Winston Churchill, Mustafa Kemal için bunları yazmıştı. (Churchill, The World Crisis: The Aftermath)
Alıntı
Islarala vuruluyor kapım. Cereyan gelip, geldim diye kapı çalmaz ya. Mutlaka karanlık güçlerin ziyaretiyle karşı karşıyayız. Nitekim kapıyı açar açmaz bir gazeteciyle karşılaşıyorum. Ceryan kesildiği zamanlar evlere saldırı sevenlerden. Hızla sorularına geçiyor: -Spor yapar mısınız? -Yaz geliyor yüzüyorum. Yaz geliyor yüzemiyorum. Tam yüzesim geliyor, yaz gelmiyor. Yaz geliyor, yazasım geliyor, yüzemiyorum dedim. Bana uzun uzun ve suskun bakması, ya da en azından sorusunu yinelemesi gerekirken, hiç oralı değil gazeteci: -Anlıyorum. -Neyi?
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam