Hər qaranlığın çarəsi Günəş deyil ki.
Başkalarının hayatına bu kadar meraklıysanız roman okuyun.
Letting go the person you love is the highest form of true love.
Bu arada Vronski, uzun süre beklediği şey tamamen gerçekleşmiş olmasına karşın tam olarak mutlu değildi. Kısa süre içinde arzusunun gerçekleşmesinin, beklediği mutluluk dağından yalnızca bir kum tanesi verdiğini hissetti. Bu gerçekleşme, arzularının gerçekleşmesini mutluluk olarak gören bütün insanların yaptığı o ebedi hatayı göstermişti ona.
Oysa seninle karşılaşan Sçerbatski bana senin bezginlik içinde olduğunu ve hep ölümden söz ettiğini söylemişti.
"Ne olacak, ölümü düsünmekten vazgeçmedim ki,'" dedi Levin.
Gerçekten, ölmenin tam zamanı. Ve bunların hepsi saçma. Sana doğrusunu söyleyeyim; düşüncelerime ve çalışmalarıma müthiş değer veriyorum ama işin özünde, bütün bu dünyamızın küçük bir gezegende büyüyen minik bir küf olduğunu düşün. Biz ise düşünceler ve işler gibi ulvi șeylerimiz olduğunu düşünüp dururuz. Hepsi birer kum tanesi.
İyi de birader, bunlar dünyamız kadar eski.
Eski ama biliyor musun, bunu açıkça anladığında her șey bir hiçe dönüşüyor. Bugün ya da yarın öleceğini anlayınca her șey bir hiç oluyor! Ben kendi düşüncemi önemli sayıyorum oysa bunu hayata geçirmek şu ayıyı vurmak kadar önemsiz bir sey. Ölümü düşünmemek için işte avla, işle oyalanıp hayatı geçiriyorsun.
Stepan Arkadyiç, Levin'i dinlerken kibarca, sevimli bir şekilde gülümsüyordu.
Levin, en akıllı insanlar arasındaki tartışmalarda, o kadar uğraşıp didinmelerin, o kadar çok mantık oyunları ve sözcüklerin ardından tartışanların sonunda, birbirlerine kanıtlamaya çalıştıkları șeylerin daha tartışmanın en başından beri bildikleri șey olduğunu anladıklarını ama tartıșmayı yitirmemek adına farklı şeyleri sevdiklerini ve bu sevdikleri şeyleri söylemediklerini çok görmüştü.
Avrupa nü sanatında ressamlar ve seyirci-sahipler erkekti, nesne olarak işlenen kişilerse çoğunlukla kadın. Bu ters ilişki kültürümüze öylesine sinmiştir ki, bugün bile sayısız kadının bilincine biçim vermektedir. Kadınlar kendilerine karşı, erkeklerin onlara karşı davrandığı biçimde davranmaktadırlar.