Panzehir

Panzehir
@_Panzehir_
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
1920'ler Türkiyesi, zor zamanlardan insan manzaraları, hüzünleri, hayal kırıklıkları, sevinçleri, açmazları ve insana dair ne varsa. Çeşitli hikayelerde envai çeşit insanlar, çocuk, yaşlı, genç, kadın ve erkek ama hep olduğu gibi. Sanırım hikayelerin en güzel bulduğum yanı da bu oldu. Sarhoş bir abimize yolda eşlik ederken de, çocuk kavgasında mektep çıkışı ne olacak şimdi diye düşünürken de hep gerçek insanların arasında gezdim. Dili çok akıcı ve üslubu o kadar çabasız ki bir anda gözümün önünde beliren insanları izlerken buldum kendimi. Bürokrasinin işleyişini anlatan ve bakanın cıgara ağızlığını temizlediği telgrafın akıbetini nasıl yazacağız diye kıvranan memurdan tutun da kimseye söz hakkı vermeyen boşboğaz entellere, çocuğuna ilaç içirmek için akla karayı seçen annelere kadar yok yok. Her şey değişse de insanların hep aynı kaldığını ve insanların fıtratı neyse ona göre olayların şekillendiğini ve aslında hiçbir şeyin değişmediğini, sadece rollerin değiştiğini düşündürdü bu hikayeler. İnsanları seven okurlara tavsiye ederim.
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 20161,308 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
dünyanın kaç bucak olduğunu anlatan kitap
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Cumhuriyet'in ilk yıllarının Ankarası'nda yolları Ayaşlı İbrahim Bey'in kiraladığı apartmanda kesişen oda kiracıları. Tam bir düzen tutturup giderken Rusya'dan gelen İskender'in, kumar oynatan Turan Hanımla sıkı fıkı olması üzerine değişen hayatlar... Bozuk düzende düzgün dişli olmaz elbet, bizim yazar bankacı da Turan Hanımla yatıp kalkarak uyum sağlar. Apartman sakinlerinde ise yok yok. Kumar, uluslararası uyuşturucu ticareti ve imali, yol kesme, eşkıyalık, genel ev işletme... Bunun yanında devlet bürokrasisinden hak alma uğruna hayatını tüketenler, kısa yoldan kapağı zengin kocaya atma peşine düşenler, başkasına özenip havalı görüneceğim diye kendini şaşırıp hastaneden beri gelmeyenler ve daha birçokları. Yazarın kişileri siyah-beyaz diye ayırmadan olgular temelinde incelemesini çok beğendim. Karısı genel ev işleten Ayaşlı zamanında eşkıyalık da yapmış, rüşveti haklı bulur, ticarette harama batar ama gün gelir en yakın arkadaşının alacağını takip eder, senelerdir çözülmeyen dosyaları için tüm nüfuzunu kullanır. Halide az yırtık değildir ama yine merttir. Raife Hanım çok dindar görünür ama ilk günden yapmadığı dedikodu kalmaz, kızlarına iş bulsun diye çifter çifter yazarın odasına gönderir. Peki yazar? Raife Hanım'ın kızlarını hemen başından salar da Süsen Hanım'ın referansı ile gelen Cavidan'a hiç de kenar mahalle kızlarına davrandığı gibi davranmaz. Cavidan da iyi bir hayat dersi verir bizimkine. Kibir ne sinsi bir zayıflıktır. Bunun üzerine yazarın bir iç hesaplaşması var ki üzerine çok düşündüm, hepimiz biraz kullandırırız kendimizi. Şehirli kadınlara zürafa yakıştırması yapan ablamız mı gerçek değil, yoksa metres hayatı yaşayan Cemile mi? Ona özenen Halide, içinde bulunduğu durumda bebeğini düşürmek için türlü pislik içiyorsa ona ne kadar kızabiliriz? Yazar
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınları · 20219,4bin okunma
kısa olmakla beraber düşündürücü bir eser
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2021 14:05
Aralık 2019'da Çin'de ortaya çıkan Koronavirüs hastalığı Covid-19'un anladığımız anlamdaki dünyayı ne denli değiştirdiğini deneyimlediğimiz bugünlerde bu kitabı okumak daha anlamlı oldu. Dünyayı ve insanları çok iyi gözlemleyen bir yazar olan JL'ın takdire şayan ileri görüşlülüğünün izleri var tabi kitapta ve çevirmen Levent Bey'in notları da basit bir çevirinin çok ötesinde bir araştırma yaptığını gösteriyor, kesinlikle okumaya değer bir kitap. Kızıl Veba'nın milyonları öldürdüğü, medeniyetimizin izlerinin dünyadan silindiği, evcil köpeklerin vahşileştiği, tüm tarım arazilerini yabani otların sardığı, insanların hayvan derisi kıyafetlerle gezdiği 2070'lerdeki bir edebiyat profesörünün ağzından kızıl vebayı dinliyoruz yabani torunlarıyla beraber. Bu kadar ölümcül bir virüsten sağ kalan üç beş kişinin bir ayrıcalığı olabilir mi? Erdemli olmanın ayırt edici olmadığı bir yerden bakıyoruz, hayatın kendi içinde bir matematiği var mı acaba, yoksa her şey rastlantısal mı? Tüm sınıf kinini, hayatta kalan soylulardan bir kadınla evlenip ona eziyet ederek çıkaran bir şoförü nasıl değerlendirmek gerekir? O kadını daha çok hak ettiğini düşünen bir profesörün bu eziyete ses etmemesi erdemli değilse de yıllardır ilk defa insan yüzü gördüğünü düşünürsek bu sebeple onu yargılayabilir miyiz? Hayat sadece güçlünün mü yanında olur? Yaşamın kendisi bu eziyetlere katlanacak kadar değerli midir ki bu soylu kadın her şeye katlanır yoksa yaşadığı ağır travmanın çaresizliğinden bir nevi felç mi olmuştur tüm hayatı ve değerleri? Profesörün torunlarının ise Kral, Asker ve Dini simgelediğini anlıyoruz. Bu halde şunu düşündürüyor kitabın sonu, insanların kurduğu uygarlık bir anda yıkılsa, yine iktidar ve düzen hep önceden olduğu gibi mi olurdu?
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
"Yok canım öyle demek istememiştir"cilerin kitabı
7/10
Karşınızdaki insan bir anda gözlerini devirdi ya da ayakları çıkış kapısını göstermeye başladı diyelim. İçinizdeki ses bir şeylerin ters gittiğinden işkillendi fakat tam adını koyamadınız. İşte böyle durumlarda içinizdeki sesin doğru söylediğini limbik sisteme dayanan bazı bilimsel açıklamalarla ortaya koyan ve günlük yaşama dair detaylar yönünden farkındalık yaratan bir kitap oldu benim için. Siz de aman insanları basit işaretlere bakarak yargılamayayım endişesiyle kendi iç sesinizi hasır altı edenlerden iseniz, bu kitap özetle "o hareketin bir sebebi var" diyor. Özellikle insanların kendilerini olduklarından çok farklı lanse etme yeteneklerinin ustalık seviyesinde olduğu günümüz pazarlama çağında çok yararlı bir kitap. Kitabı okurken nerdeyse her bir hareketi özdeşleştirdiğim kişiler oldu ve bu bakış açısıyla geçmişte yaşadıklarımı değerlendirince bazı niyetler daha da aydınlandı. Yine insanlarla bugün kurduğum iletişimde daha dikkatli olmamı sağladı diyebilirim, bu farkındalık için bile okumaya değer.
Beden DiliJoe Navarro · Alfa Yayıncılık · 20086,2bin okunma
6/10
·192 syf.··
2020 8. kitabı
Benim için bi Martin Eden, Vahşetin Çağrısı ya da Demir Ökçe değil ama hem konusu hem de dili itibariyle gerçekten akıcı bir JL kitabı. 19. yy Amerikası'nın adalet çarklarına, açlığına, fakirliğine ve toplumsal sorunlarına kıdemli "serseri" diye tabir edebileceğimiz bir hobo tarafından içerden bir bakış. Hoş, bugün de George Floyd'u öldüren Minnesota polis teşkilâtı tartışılmakta ve Erie il hapishanesi bundan önceki son intiharın 2016'da olması ile övünmekte ise de adaletin sağlanmasında o çağa göre çok da ilerde olduğumuz söylenemez. Şu hobo kavramı üzerine biraz düşününce, aslında nerdeyse her ailede bir hobo olduğunu fark ediyorum, aile bağları bu denli güçlü olmasa Türkiye'de de var olan evsiz sayısından çok daha fazla potansiyel mevcut. Kitaba tekrar dönersem, fren memurlarından ve makinistlerden kaçma maceralarını okumadım, izledim diyebilirim. Çok keyifliydi. Tabi çingene kadın ve çocukların kamçıyla dövülmesi de bir o kadar gerçek. JL'ın insanın, dişisine eziyet eden tek canlı olduğuna ve bazı zamanlarda bir şey yapamamanın çaresizliğinin ne denli zor olduğuna dair tespitleri ise yerinde ve metne çok güzel yedirdiği bakış açıları var. Ayrıca insanın kim olsa öyle yapardı demekten kendini alıkoyamayacağı durumlar var ki çevresel koşulların insan davranışına etkisinin aslında çok da öngörülemez olmadığını ortaya koyuyor. Bu da belki zaman zaman yargıladığımız hayat tarzlarını daha derinlemesine düşünmek gerektiği mesajını veriyor.
Demiryolu SerserileriJack London · Bordo Siyah Yayınları · 20184,478 okunma