Bu kadar iddialı sözlere gerek var mı bilmiyorum ama ben de Zarifoğlu’na inancımı, eşine yazdığı “Berat’e” adlı şiiri ve şiirin doğuş hikâyesiyle yitirmiştim.
İddialı sözler olduğunu düşünmüyorum. Sadece bana hissettirdiği şeylerin kelimelere dökülmüş hali. Neticede Cahit Zarifoğlu'nun yeri, sıfatı herkeste farklıdır. "Otur, dinlen" cümlesiyle başlayan şiiri diyorsunuz sanırım. Bir kişi daha dikkat çekmişti bu şiire. O zaman da demiştim, ısmarlama şiir olmaz diye hala aynı kanıdayım. İncelik, hassasiyet, düşünülmek, benim ittirmem, telkinimle olacaksa olmasın daha iyi. Hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Hatta acı veren, üzücü bir durum.
Bahçede baktığım yavru kedilerin annelerini bir haftadır göremiyorum, nerede acaba? Ölü müdür, sağ mıdır?
Yavrularına dokunmak isteyince gözlerini kısıp, kulaklarını dikerek bakıyordu. Özlemedi mi yavrularını? Geri gelir mi?
Gidenler genellikle gelmez ama..
Yavruların bahçede oradan oraya koşturuyorlar. Bir duvarda uyuyup, bir koltuğa tırmanıyorlar. Ürkek ürkek bakıyorlar seslerin geldiği yerlere. Annelerinin yokluğunu hissettiler mi acaba?
Yengemin "Sokakta iki kedisi ölüsü gördüm, araba çarpmış." dediği.. O anne olmasın?
Minikler bir ağaç gölgesi altında..
Sanırım öldüğünden haberleri yok analarının..